Sihirli Tohum ve Konuşan Ağaç
Zeynep, büyükannesinin bahçesinde bulduğu ışıl ışıl parlayan bir tohumu ekti. Ertesi sabah, dev bir ağaçla uyandı - hem de konuşan bir ağaç! Ağaç, bin yıllık bilgelikle dolu olduğunu söylüyordu. Ancak ağaç giderek soluyordu çünkü insanlar doğanın dilini unutmuştu. Zeynep, ağacı kurtarmak için insanlara doğayla nasıl konuşacaklarını öğretmeliydi.

Zeynep, büyükannesinin köydeki evinde yaz tatilini geçiriyordu. Bir sabah bahçede çalışırken, toprağın altından hafifçe ışık saçan bir tohum buldu. Tohumu ekti ve ertesi gün, gümüş yaprakları ve altın meyveleri olan muhteşem bir ağaçla karşılaştı. Daha da şaşırtıcı olan, ağacın konuşabiliyor olmasıydı!
“Ben Bilge Çınar,” dedi ağaç. “Bin yıldır bu topraklardayım. Eskiden insanlar bizim dilimizi anlardı, ama şimdi unuttular.”
Zeynep, ağaçla saatlerce sohbet etti. Ağaç ona ormanın sırlarını, hayvanların dilini, rüzgarın şarkılarını öğretti. Ancak günler geçtikçe, ağacın yaprakları solmaya başladı. “İnsanlar doğadan uzaklaştıkça gücümüz azalıyor,” diye açıkladı Bilge Çınar.
Zeynep hemen harekete geçti. Köyün çocuklarını toplayıp onları ağaçla tanıştırdı. İlk başta çekindiler, ama Zeynep’in ağaçla konuştuğunu görünce hayranlıkla izlediler. Yavaş yavaş, diğer çocuklar da ağaçla iletişim kurmayı öğrendi.
Sonra büyüklere ulaşmaya çalıştı. Köyün en yaşlısı dede Mehmet, “Eskiden biz de ağaçlarla konuşurduk,” dedi hüzünle. “Modern hayat bizi doğadan kopardı.”
Zeynep, herkesi her gün bir saat doğada zaman geçirmeye davet etti. İnsanlar ağaçlara dokundu, kuşların şarkılarını dinledi, çiçeklerin kokusunu içine çekti. Yavaş yavaş, Bilge Çınar canlanmaya başladı. Yaprakları yeniden yeşerdi, gövdesi güçlendi.
Köydeki diğer ağaçlar da canlandı. Artık insanlar doğayla uyum içinde yaşıyordu. Zeynep, yaz tatili bitip şehre döndüğünde, Bilge Çınar’a veda etti. Ağaç, “Gitme zamanı geldiğinde endişelenme,” dedi. “Çünkü artık doğanın dilini konuşabilen bir nesil var. Benim hikayem yaşamaya devam edecek.”
Zeynep, şehirde de bir fark yaratmaya karar verdi. Okulunda bir doğa kulübü kurdu ve diğer çocuklara doğayla nasıl iletişim kuracaklarını öğretti. Artık biliyordu ki, en büyük sihir, doğayla kurulan bağdaydı.



