Keloğlan ile Sihirli Tencere

Keloğlan, ormanda gezerken içinde sürekli yemek pişen sihirli bir tencere bulmuş. Bu tencere, sadece açları doyurmak için çalışıyormuş. Ancak kötü kalpli bir tüccar, tencerenin peşine düşmüş. Keloğlan, hem sihirli tencereyi koruyacak hem de onu en çok ihtiyacı olanlara ulaştıracakmış.

Keloğlan, bir kış günü ormanda odun ararken, karın altından buhar tüten bir tencere görmüş. Tencerenin içinde sürekli sıcak çorba kaynıyormuş! Yanında duran notta şunlar yazıyormuş: “Bu tencere, sadece açların karnını doyurur. Açgözlü el değerse, sihrini kaybeder.”

Keloğlan, tencereyi alıp köydeki fakir insanlara götürmüş. Tencereden hiç bitmeyen sıcak yemekler, bütün kış boyunca köylüleri açlıktan kurtarmış.

Bu haberi duyan kötü kalpli tüccar Hacı Cimri, tencerenin peşine düşmüş. “Bu tencere benim olmalı!” diye düşünmüş. “Onu alır, zenginlere yüksek fiyata yemek satarım.”

Bir gece, Keloğlan uyurken tencereyi çalmış. Ama tencere Hacı Cimri’nin elinde sihrini kaybetmiş. Artık sadece sıradan bir tencereymiş.

Hacı Cimri, Keloğlan’ı suçlamış: “Benim tenceremin sihrini bozdun!” diye bağırmış. Keloğlan, olanları kadıya anlatmış. Kadı akıllı biriymiş. “Tencereyi getirin,” demiş. “Kime yemek pişirirse, onundur.”

Tencere, Keloğlan’ın önünde hemen sıcak yemek kaynatmaya başlamış. Hacı Cimri’nin önünde ise hiçbir şey olmamış. Kadı, “Tencere kime hizmet ediyorsa, onundur,” diye karar vermiş.

Hacı Cimri, mahcup olup köyden gitmiş. Keloğlan ise tencerenin sihrinin aslında paylaşmak olduğunu anlamış. Tencereyi köy meydanına yerleştirmiş. Artık isteyen herkes, ihtiyacı kadar yemek alabiliyormuş.

Köylüler, Keloğlan’a “Bizim aşevimizin aşçısı” adını takmışlar. Keloğlan ise herkese, “Asıl sihir yemekte değil, yüreklerimizde,” dermiş. “Paylaşmasını bildikten sonra, en küçük tencerede bile büyük mucizeler olur.”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Kurnaz Fare ve Bilge Kaplumbağa

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu