Tekerlekli Kanatlar: Buğra’nın Büyük Hayali

Gökten Düşen Turuncu Top

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde küçük bir kasabada Buğra yaşarmış. Buğra’nın kalbi basketbol sevgisiyle doluymuş. Penceresinden her gün okul bahçesini izlermiş. Topların ritmik sesini dinlemek onu çok mutlu edermiş. Parktaki çocukların neşeli sesleri odasına kadar gelirmiş.

Buğra tekerlekli sandalyesinde otururken hayaller kurarmış. Rüyalarında turuncu topu potadan geçirdiğini görürmüş. O anlarda kendini çok hafif hissedermiş. Ben de bir gün o sahada parlayacağım diye düşünmüş. Kendi kendine verdiği bu söz ona güç vermiş. Odasındaki duvarlar bile onun bu heyecanına şahitmiş.

Bir sabah güneş odaya her zamankinden parlak doğmuş. Buğra penceresini açıp dışarıdaki temiz havayı koklamış. Bahçedeki yaşlı çınar ağacı dallarını neşeyle sallamış. Sanki ağaç ona dostça bir selam vermiş. Buğra o an içindeki cesareti toplamış. Annesine bakıp gülümseyerek dışarı çıkmak istediğini söylemiş.

Bahçeye çıktığında top sesleri daha yakından gelmiş. Mete Hoca kenarda duran Buğra’yı hemen fark etmiş. Yanına gelip yumuşak bir sesle hatırını sormuş. “Neden bizimle oynamıyorsun?” diye merakla sorusunu yöneltmiş. Buğra biraz utanarak sandalyesinin kenarını tutmuş. Nasıl oynayacağını bilmediğini kısık bir sesle anlatmış.

Rüzgârla Yarışan Tekerlekler

Mete Hoca ona parlak turuncu bir top uzatmış. “Her yürek basket atabilir” diyerek onu yüreklendirmiş. Buğra topun tırtıklı yüzeyini parmaklarıyla hissetmiş. Topun sıcaklığı avuç içlerine kadar yayılmış. İlk denemesinde top potanın çok uzağına düşmüş. Ama Mete Hoca ona sadece gülümseyerek bakmış.

Buğra pes etmeden her gün sahaya gelmiş. Arkadaşları başlangıçta onun yapabileceğine pek inanmamış. Bazıları fısıltıyla onun yavaş kalacağını söylemiş. Ancak Buğra dışarıdaki seslere kulaklarını kapatmış. Sadece kendi içindeki o kararlı sesi dinlemiş. O ses ona devam etmesini fısıldıyormuş.

Zamanla tekerlekli sandalyesini bir rüzgâr gibi sürmüş. Elleriyle tekerlekleri çevirirken adeta dans ediyormuş. Topla arasında kopmaz bir bağ oluşmuş. Artık topu sektirirken hiç zorlanmıyormuş. Sandalyesi sanki vücudunun bir parçası haline gelmiş. Hızlandığında rüzgârın şarkısını kulaklarında hissetmeye başlamış.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Kanatlı Karga ve Ormanın Fısıltısı

Bir gün antrenman sırasında müthiş bir atış yapmış. Top havada süzülüp tam ortadan fileye girmiş. Sahadaki tüm çocuklar bir an durup onu izlemiş. Aras ve Kerem yanına gelip onu tebrik etmiş. Artık o sadece kenardaki çocuk değilmiş. O, takımın en azimli ve hızlı oyuncusuymuş.

Büyük Turnuva ve Sessiz Dakikalar

Bahar geldiğinde okullar arası turnuva haberi gelmiş. Mete Hoca takımı açıklarken Buğra’nın adını okumuş. Buğra’nın gözleri sevinçten ışıl ışıl parlamış. Tüm arkadaşları onun ismini hep bir ağızdan bağırmış. O gün okul bahçesi bayram yerine dönmüş. Kuşlar bile bu coşkuya kanat çırparak katılmış.

Turnuva günü spor salonu tamamen dolmuş. Tribünlerdeki kalabalık büyük bir gürültüyle tezahürat yapıyormuş. Buğra sahaya çıkarken kalbinin hızlıca çarptığını duymuş. Bu ses tıpkı bir davulun ritmine benziyormuş. Derin bir nefes alarak heyecanını yatıştırmaya çalışmış. Ailesi tribünden ona gururla el sallamış.

Maç başladığında heyecan doruk noktasına ulaşmış. Buğra sahada adeta fırtına gibi esiyormuş. Arkadaşlarına harika paslar verip oyunu kuruyormuş. Rakip takım bile onun hızına yetişmekte zorlanıyormuş. Maçın bitmesine sadece birkaç saniye kalmış. Skor tabelasında sayılar birbirine çok yakınmış.

Top son kez Buğra’nın ellerine gelmiş. Bir an için bütün salon derin bir sessizliğe gömülmüş. Buğra sadece potayı ve içindeki inancı görmüş. Dünyanın durduğunu ve sadece topun olduğunu hissetmiş. İşte o an sadece ruhunu dinlemiş. İçindeki o huzurlu ses “Şimdi fırlat” demiş.

Yıldızlara Dokunan Eller

Buğra topu ellerinden nazikçe gökyüzüne bırakmış. Turuncu top havada süzülürken herkes nefesini tutmuş. Top ipek bir kumaş gibi fileden süzülmüş. Salon bir anda büyük bir alkışla inlemiş. Buğra’nın takımı turnuvayı bir sayıyla kazanmış. Arkadaşları hemen koşup Buğra’ya sıkıca sarılmışlar.

Takım arkadaşları Buğra’yı omuzlarına alarak havaya kaldırmış. Buğra kendini gökyüzündeki bulutlara çok yakın hissetmiş. Şampiyonluk kupasını havaya kaldırırken gözleri parlıyormuş. Artık o sadece hayal kuran bir çocuk değilmiş. O, azmiyle engelleri aşan bir kahramanmış. Tüm kasaba onun bu başarısını konuşuyormuş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Kanatlı Kar Tanesi ve Karın Kalbi

O akşam Buğra yatağına uzandığında çok huzurluymuş. Penceresinden dışarıdaki parlayan yıldızlara göz kırpmış. Artık her akşam top seslerini dinlerken gülümsüyormuş. Çünkü o sesler ona emeğin karşılığını hatırlatıyormuş. Çalışmanın ve inanmanın her kapıyı açacağını anlamış. Yüreği huzurla dolarken derin bir uykuya dalmış.

Ay dede gümüş ışıklarını Buğra’nın üzerine sermiş. Masalımız da burada neşeyle sona ermiş. Gökten üç altın basketbol topu yavaşça yere düşmüş. Biri hayal kuranların odasının başucuna konmuş. Diğeri asla pes etmeyenlerin güçlü avuçlarına bırakılmış. Sonuncusu ise bu güzel masalı dinleyip kalbi umutla dolanların yolunu aydınlatmış.

Sevgiyle atan kalplerin önünde hiçbir engel duramazmış.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu