Gümüş Dere ve Cesur Küçük Pati’nin Yolculuğu

Gümüş Dere’nin Gizemli Sessizliği

Uzaklarda, her ağacın bir şarkı söylediği Yeşil Vadi adında bir yer vardı. Bu vadide minik, kahverengi tüylü bir tavşan yaşardı. Herkes ona yumuşak tüyleri yüzünden Pamuk derdi. Pamuk, her sabah Gümüş Dere’nin şırıltısıyla uyanırdı.

Bir sabah uyandığında kulaklarını dikti ama o tanıdık sesi duyamadı. Dere sanki uykuya dalmış gibiydi, hiç ses çıkarmıyordu. Suyun sesi kesilince ormandaki kuşlar bile susmuştu. Pamuk, burnunu oynatarak havayı kokladı ve derenin başına ne geldiğini merak etti.

Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı ve dallarını aşağı eğdi. Yaprakları rüzgarda birbirine çarparak sanki bir şeyler anlatmak istiyordu. Pamuk, ağacın bu nazik hareketini görünce ona doğru yaklaştı. Gökyüzü masmaviydi ve güneş ormanı ısıtmaya başlamıştı.

Pamuk, derenin yukarılarına doğru gitmeye karar verdi. Belki de bir taş suyun yolunu kapatmıştı. Yolculuk için yanına sadece birkaç taze havuç aldı. Ormanın derinliklerine doğru zıplayarak ilerlerken kalbi heyecanla çarpıyordu. Sessizliği bozmamak için patilerini toprağa yumuşakça basıyordu.

Yoldaki Dost ve Dinlemenin Gücü

Pamuk, yolun yarısına geldiğinde büyük bir kayanın üzerinde oturan bir kaplumbağa gördü. Kaplumbağa gözlerini kapatmış, kafasını hafifçe yana eğmişti. Sanki dünyadaki en önemli melodiyi duymaya çalışıyordu. Pamuk, onun yanına gidip sessizce bekledi.

Kaplumbağa gözlerini yavaşça açtı ve Pamuk’a gülümsedi. “Sadece duymak yetmez küçük dostum,” dedi bilgece bir sesle. “Bazen suyun nereye gittiğini anlamak için kalbinle dinlemen gerekir.” Pamuk, bu sözleri duyunca gözlerini kapattı ve dikkatini topladı.

Toprağın altındaki hafif titreşimleri ve rüzgarın fısıltısını hissetti. Rüzgar, yukarıdaki kayalıkların arasından gelen ince bir sesi taşıyordu. Bu ses, suyun yardım isteyen feryadı değil, bir şeylerin biriktiği bir tınıydı. Pamuk, içsel dinlemenin ne kadar farklı olduğunu ilk kez o an anladı.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Neşeli Ormanın Enerji Sırrı ve Küçük Tavşanın Keşfi

Galiba suyun yolu gerçekten kapandı ama onu ancak sabırla bulabilirim diye düşündü Pamuk. Kendi kendine verdiği bu cevap ona büyük bir cesaret verdi. Kaplumbağaya teşekkür ederek yukarıya, sarp kayalıklara doğru tırmanmaya devam etti. Güneş tam tepedeydi ve her yer ışıl ışıldı.

Kayalıkların Ardındaki Büyük Engel

En yukarıya vardığında, derenin önünde kocaman bir dal yığını gördü. Fırtınada devrilen eski ağaçlar suyun yolunu tamamen kapatmıştı. Su, dalların arkasında birikmiş, küçük bir gölet oluşturmuştu. Pamuk, bu kadar büyük bir engeli tek başına nasıl aşacağını bilemedi.

O sırada bir dağ keçisi tepeden aşağıya doğru süzülerek yanına geldi. Keçi, boynuzlarıyla dalları itmeye çalıştı ama dallar birbirine sıkıca dolanmıştı. Pamuk, sadece güç kullanmanın işe yaramayacağını fark etti. Dallar bir yapbozun parçaları gibi birbirine kenetlenmişti.

Pamuk, dalların arasına girdi ve en alttaki kilit dalı bulmaya çalıştı. Bu dalı çekerse, diğerlerinin de gevşeyeceğini biliyordu. Parmak uçlarıyla ince dalları tek tek ayırdı. Sabırlı ve dikkatli davranması gerekiyordu çünkü acele ederse dallar daha çok sıkışabilirdi.

Keçiye dönerek, “Ben alttaki dalı çektiğimde sen de yukarıdan itmelisin,” dedi. Birlikte çalışmak işlerini çok daha kolaylaştıracaktı. Pamuk en doğru noktayı bulduğunda derin bir nefes aldı. Hazırdı ve ne yapması gerektiğini artık çok iyi biliyordu.

Gümüş Dere’nin Yeniden Doğuşu

Pamuk kilit dalı var gücüyle çektiğinde büyük bir gürültü koptu. Keçi de yukarıdan yüklenince dallar birer birer kenara kaymaya başladı. Su, özgürlüğüne kavuştuğu için sevinçle ileriye doğru atıldı. Gümüş Dere, köpükler çıkararak yatağına geri döndü.

Su yeniden akmaya başlayınca ormandaki sessizlik yerini bir şenliğe bıraktı. Kuşlar şarkı söylemeye, çiçekler başlarını suya doğru eğmeye başladı. Pamuk, suyun sesini dinlerken içini büyük bir huzur kapladı. Sadece kendi gücüyle değil, doğru yöntemi bularak başarmıştı.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Kanatlı Gözcü ve Ormanın Derin Sesi

Vadiye döndüğünde tüm hayvanlar onu sevgiyle karşıladı. Kimse ona neden geç kaldığını sormadı, herkes akan suyun tadını çıkarıyordu. Pamuk, bir başkasının zorluğunu çözmenin verdiği mutluluğu hissetti. Artık derenin her şırıltısı onun için daha anlamlıydı.

O gece Pamuk yuvasında uykuya dalarken derenin sesini yine duydu. Bu ses, doğanın ona teşekkür eden gizli ve yumuşak bestesiydi. Yıldızlar gökyüzünde parladı, orman huzurlu bir uykuya daldı. Paylaşılan iyilik, dünyayı aydınlatan en parlak yıldız kadar berraktı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu