Neşeli Köyün Fısıltısı: Zıpzıpcan ve Kikir’in Kahkahası

Güne Gülümseyerek Başlayan Dostlar
\n
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil tepelerin arasında Hapşırık köyü varmış. Bu köyde Zıpzıpcan adında, yüzünden gülücük eksik olmayan bir çocuk yaşarmış. Zıpzıpcan her sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanırmış. Perdelerini açtığında güneşin ona göz kırptığını hayal edermiş. Aynaya baktığında ise kendi dağınık saçlarına bakıp neşeyle kıkırdarmış. Onun en yakın dostu, renkli tüyleriyle göz kamaştıran Kikir adında bir papağanmış. Kikir, Zıpzıpcan ne söylese neşeyle tekrar edermiş.
\n
Sabahları banyoda dişlerini fırçalarken fırçasıyla şakalaşırlarmış. Zıpzıpcan elindeki fırçaya bakıp nazikçe seslenirmiş. \”Günaydın Fırça Hanım, bugün dişlerimi parlatmaya hazır mısın?\” dermiş. Kikir de hemen yanındaki tünekten cevap verirmiş. \”Ben de parlamak istiyorum!\” Ancak Kikir, papağanların dişleri olmadığını her seferinde unuturmuş. Bu tatlı unutkanlık ikisinin de sabah neşesi olurmuş. Onların evinden yükselen kahkahalar, pencerelerden taşıp bahçedeki çiçeklere ulaşırmış.
\n
Kahvaltı sofrasında ise eğlence devam edermiş. Tabaktaki yumurtanın sarısı Zıpzıpcan’a hep bir yüz gibi görünürmüş. \”Anne bak, yumurtam bana günaydın diyor!\” diye heyecanla bağırırmış. Kikir ise merakla tabağa eğilip yumurtayı incelermiş. \”Acaba benimle papağanca konuşur mu?\” diye kendi kendine düşünürmüş. Annesi ve babası bu hayal gücü karşısında gülümsemeden edemezmiş. Sofradaki her lokma, bu güzel dostlukla daha da lezzetli bir hal alırmış.
\n
\n
Yoldaki Küçük Sürprizler
\n
Zıpzıpcan ve Kikir dışarı çıktıklarında dünya onlar için kocaman bir oyun alanına dönüşürmüş. Yolda yürürken komşuları Mahmut Dede ile karşılaşırlarmış. Mahmut Dede’nin uzun ve beyaz bıyıkları rüzgarda bir sağa bir sola savrulurmuş. Zıpzıpcan bu bıyıkları gördüğünde hemen hayallere dalarmış. \”Mahmut Dede, bıyıklarınız çok güzel görünüyor!\” dermiş. Acaba bu bıyıklar birer ip atlama ipi olabilir mi diye içinden geçirirmiş. Kikir ise hemen kanat çırpıp Mahmut Dede’nin omzuna konmaya çalışırmış.
\n
Kikir, bıyıklara bakıp özenle seslenirmiş. \”Benim de böyle beyaz tüylerim olsun isterdim!\” Mahmut Dede ise gülerek Kikir’in başını okşarmış. \”Senin renkli tüylerin tüm gökkuşağını üzerinde taşıyor, küçük dostum,\” dermiş. Zıpzıpcan, dedenin bu güzel sözlerini dinlerken huzur dolarmış. Bahçedeki tavukların yanından geçerken de durup onları izlerlermiş. Tavuklar hızlı hızlı yürürken paytak paytak sallanırlarmış. Bu yürüyüş Zıpzıpcan’a dünyanın en komik dansı gibi gelirmiş.
\n
Tam o sırada bir tavuk biraz daha hızlı koşmaya çalışmış. Kanatlarını çırparak ilerlerken ortaya çıkan görüntü çok sevimliymiş. Zıpzıpcan ve Kikir birbirlerine bakıp neşeyle gülmeye başlamışlar. Hayat ne kadar da eğlenceli şeylerle dolu, diye düşünmüş Zıpzıpcan. Etraflarındaki her canlı, onlara farklı bir hikaye anlatıyormuş gibiymiş. Yol boyunca gördükleri her taş, her böcek ve her yaprak onlara eşlik edermiş. Gökyüzündeki pamuk bulutlar bile sanki onlarla beraber yürürmüş.
\n
\n
Doğanın Sesine Kulak Vermek
\n
Zıpzıpcan ve Kikir köye yakın küçük bir koruluğa gitmişler. Orada devasa bir meşe ağacı duruyormuş. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdamış. Rüzgar yaprakların arasından geçerken çok özel bir ses çıkarıyormuş. Zıpzıpcan hemen olduğu yere oturup gözlerini hafifçe kapatmış. Elini kalbine koyup ormanın sessizliğini dinlemeye başlamış. Bu sadece kulaklarıyla duyduğu bir ses değilmiş. Doğanın kalbinden gelen, huzur veren bir fısıltıymış. Bu fısıltıyı dinlemek ona dünyadaki tüm dillerden daha anlamlı gelmiş.
\n
Kikir de sessizce Zıpzıpcan’ın yanına konmuş ve gagasını tüylerine gömmüş. İkisi de bir süre hiç konuşmadan sadece etrafı dinlemişler. Zıpzıpcan o an rüzgarın ağaçlara bir masal anlattığını hissetmiş. Derenin uzaklardan gelen şırıltısı ise bu masala eşlik eden bir müzik gibiymiş. Kendi içindeki sessizliği dinleyen çocuk, dışarıdaki neşeyi daha iyi anlarmış. Zıpzıpcan o gün ormandaki her canlının aslında birbiriyle konuştuğunu fark etmiş. Karıncalar, kuşlar ve hatta rüzgar bile kendi dillerinde şarkı söylüyormuş.
\n
O sırada yanlarından bir kedi geçmiş ve kuyruğunu havaya dikmiş. Zıpzıpcan kedinin kuyruğuna bakıp gülümsemiş. \”Kedicik, kuyruğun gökyüzünü mü işaret ediyor?\” diye sormuş. Kedi durup onlara bilgece bir bakış atmış ve yumuşakça miyavlamış. Kikir hemen tercüme etmiş. \”Kuyruğuyla bize selam veriyor ve neşemize ortak oluyor!\” Zıpzıpcan kedinin tüylerini okşarken onun mırıltısını dinlemiş. Her canlının sevgisini gösterme biçimi ne kadar da farklıymış. Bu keşif, Zıpzıpcan’ın kalbini sevgiyle ısıtmış.
\n
\n
Mutluluğun Paylaşıldığı Anlar
\n
Akşam olup eve döndüklerinde Zıpzıpcan öğrendiklerini babasına anlatmış. \”Baba, bugün her canlının kendine has bir dili olduğunu anladım,\” demiş. Kikir de hemen atılmış. \”Ben artık beş dil biliyorum: Papağanca, kedice, köpekçe ve mutlulukça!\” Babası oğlunun ve papağanın bu neşesine hayran kalmış. O gece Zıpzıpcan yatağına yattığında, gün boyu duyduğu tüm sesleri tekrar hayal etmiş. Kuşların cıvıltısı, rüzgarın hışırtısı ve Kikir’in şakaları zihninde bir dans sergilemiş.
\n
Ertesi gün Hapşırık köyünde bir şenlik havası varmış. Köy meydanında toplanan herkes Zıpzıpcan ve Kikir’in neşesine kapılmış. İnsanlar birbirlerine gülümseyerek bakmaya, doğadaki sesleri daha dikkatli dinlemeye başlamışlar. Birisi güldüğünde, bu gülüş dalga dalga tüm köye yayılıyormuş. Köydeki hayvanlar bile insanların bu mutluluğuna eşlik eder gibi sesler çıkarıyormuş. Artık Hapşırık köyü, dünyanın en huzurlu ve en keyifli yeri haline gelmiş. Herkes anlamış ki, neşe paylaştıkça çoğalan bir hazineymiş.
\n
Zıpzıpcan ve Kikir, köyün en sevilen dostları olarak yaşamaya devam etmişler. Onlar sadece şaka yapmıyor, aynı zamanda etrafa sevgi tohumları ekiyorlarmış. Bir gün köy meydanında durup gökyüzüne bakmışlar. Zıpzıpcan içinden geçen o güzel duyguyu fısıldamış. Kikir de onun omzunda neşeyle kanat çırpmış. Masalımız burada biterken, tüm çocuklar için bir umut ışığı yanmış. Mutluluğu uzaklarda değil, bir dostun sesinde veya rüzgarın fısıltısında bulmak her zaman mümkünmüş. Kalbinde neşeyi taşıyan her çocuk, kendi masalının kahramanı olurmuş.
\n
Gülüşün dünyaya yayılsın, kalbin her daim huzurla dolsun.



