Küçük Bir Saman Çöpünün Büyük Yolculuğu

Gümüş Dere Kıyısında Sessiz Bir Sabah
Güneş, dağların arkasından yavaşça yükseldi. Altın sarısı ışıklarıyla dereyi selamladı. Küçük Boz Tavşan, yuvasından başını uzattı. Burnunu havaya dikip etrafı kokladı. Doğa bugün çok huzurlu görünüyordu. Dere şırıl şırıl akarken şarkı söylüyordu. Boz Tavşan, taze otların arasından seke seke ilerledi. Yolda yürürken ayağına incecik bir saman çöpü takıldı. Bu çöp çok sıradandı.
Boz Tavşan eğilip saman çöpünü yerden aldı. Onu dikkatlice inceledi. Belki bir gün işe yarar, diye düşündü. Saman çöpünü yanına alıp yoluna devam etti. Orman sabahları çok sesli olurdu. Kuşlar dallarda neşeyle ötüşüyordu. Arılar çiçeklerin üzerinde vızıldıyordu. Boz Tavşan, her adımda doğanın bu güzel müziğini dinliyordu. Kalbi mutlulukla dolup taşıyordu.
Yaşlı Çınar ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı. Yaprakları birbirine değerek fısıldadı. Boz Tavşan, ağacın yanından geçerken durdu. Onun gölgesinde biraz dinlenmek istedi. Çevresine bakınca doğanın ne kadar cömert olduğunu gördü. Her şey birbirine yardım ediyordu. Toprak suya, çiçek güneşe muhtaçtı. Boz Tavşan da yardım etmeyi çok seviyordu. Elindeki küçük saman çöpüyle gurur duyuyordu.
Mavi Kanatlı Dostun Sıkıntısı
Boz Tavşan biraz ilerleyince bir ses duydu. Bu, yardım isteyen birinin sesiydi. Ses, kurumuş bir çalı kümesinin içinden geliyordu. Hemen o yöne doğru dikkatlice yaklaştı. Çalıların arasında küçük bir arı çırpınıyordu. Kanadı ince bir örümcek ağına takılmıştı. Arı, kurtulmak için var gücüyle uğraşıyordu. Ama ağ çok yapışkan ve sağlamdı.
Arı, “Vız vız! Lütfen yardım et!” diyordu. Boz Tavşan hemen cebindeki saman çöpünü çıkardı. Çöpü nazikçe örümcek ağına doğru uzattı. Saman çöpüyle ağı yavaşça kenara itti. Arının kanatlarını incitmemeye çok dikkat etti. Birkaç denemeden sonra ağ koptu. Küçük arı artık tamamen özgür kalmıştı. Havada sevinçle birkaç tur attı.
Arı, Boz Tavşan’ın burnuna konup teşekkür etti. Ona hediye olarak parlak bir yaprak verdi. Bu yaprak ormanın en şifalı bitkisindendi. Boz Tavşan yaprağı alıp teşekkür etti. Kendi kendine düşündü: Küçücük bir çöp bile ne kadar önemliymiş. İyilik yapmanın verdiği huzur paha biçilemezdi. Yoluna devam ederken kalbi daha hızlı çarptı. Artık elinde değerli bir yaprak vardı.
Susuz Kalan Yolcu ve Paylaşım
Yolun ilerisinde büyük bir düzlüğe ulaştı. Orada yorgun görünen bir at duruyordu. Atın sahibi, pazar yerine gitmeye çalışıyordu. Hava iyice ısınmış, güneş tepeye çıkmıştı. At, susuzluktan başını yere doğru eğmişti. Yanındaki sahibi de çaresizce etrafa bakıyordu. Su içecek bir yer bulamıyorlardı. Boz Tavşan bu duruma çok üzüldü.
Hemen ilerideki taşın altında küçük bir su birikintisi gördü. Ama su çok azdı ve derinlikteydi. Atın oradan su içmesi imkansızdı. Boz Tavşan, cebindeki parlak yaprağı çıkardı. Yaprağı bir kase gibi büktü. İçine birikintideki suyu doldurup ata uzattı. At, bu serin suyu büyük bir iştahla içti. Gözlerindeki yorgunluk bir anda kayboldu.
Atın sahibi, Boz Tavşan’ın bu zarafetine hayran kaldı. Heybesinden güzel bir boncuklu kolye çıkardı. “Bu nezaketin karşılıksız kalmamalı,” dedi. Kolyeyi Boz Tavşan’ın boynuna nazikçe taktı. Boz Tavşan, boncukların güneş altındaki ışıltısını sevdi. Hiçbir karşılık beklemeden yardım etmişti. Ama hayat ona yeni hediyeler sunuyordu. Gülümseyerek ormanın derinliklerine doğru yürüdü.
Kalbin Sesini Dinlemek ve Mutluluk
Akşamüzeri olurken gökyüzü turuncuya boyandı. Boz Tavşan, yuvasına dönerken bir kuşla karşılaştı. Kuş, yavrusunun yuvasını tamir etmeye çalışıyordu. Rüzgar, yuvanın kenarındaki dalları biraz dağıtmıştı. Yavru kuş üşümesin diye yuvayı sağlamlaştırmak gerekiyordu. Boz Tavşan, boynundaki boncuklu kolyeye baktı. Boncuklar çok parlaktı ama yuva için uygun değildi.
O an ormanın sessizliğini dinlemeye başladı. Rüzgarın dallar arasındaki fısıltısı ona bir şey anlatıyordu. Sadece kulaklarıyla değil, kalbiyle dinledi. Önemli olan nesnelerin değeri değil, işleviydi. Kolyenin ipini çözüp boncukları ayırdı. İpi kuşa verdi, boncukları da süs için sundu. Kuş, bu sağlam iple yuvayı sım sıkı bağladı. Yavru kuş artık güvendeydi.
Boz Tavşan artık tamamen boş elle kalmıştı. Ne çöp, ne yaprak ne de kolye vardı. Ama içindeki mutluluk ormandaki en büyük ağaç kadardı. İyilik, paylaşıldıkça büyüyen gizli bir hazineydi. Başkalarına yardım etmek, kendi ruhunu doyurmaktı. Yuvasına girdiğinde dışarıdaki cırcır böceklerini duydu. Onlar da iyilikle biten bu günü kutluyorlardı. Gökyüzündeki yıldızlar, sevginin ışığıyla her gece yeniden parlar.



