Mavi Çizmeler ve Deniz Dostları

Deniz Kenarındaki Küçük Kasaba
Bir varmış, bir yokmuş. Mavinin her tonunun olduğu güzel bir sahil kasabası varmış. Bu kasabada Sevgi adında bir çocuk yaşarmış. Sevgi eskiden doğayı çok severmiş. Kuşlarla konuşur, çiçekleri koklarmış.
Ancak zaman geçtikçe Sevgi biraz değişmiş. Artık kulaklıklarını hiç çıkarmıyormuş. Dışarıdaki sesleri duymak yerine hep müzik dinliyormuş. Yağmur yağdığında ise sadece saçlarının bozulmasına üzülüyormuş. Doğanın güzelliğini fark etmeyi tamamen bırakmış.
Gökyüzündeki gri bulutlar pamuk gibi toplanmış. Rüzgâr kasabanın dar sokaklarında usulca ıslık çalmaya başlamış. Sevgi okuldan eve dönerken aniden yağmur bastırmış. Her yer bir anda sırılsıklam olmuş. Sevgi hemen sığınacak bir yer aramış.
Tam köşede eski bir dükkân görmüş. Bu dükkânın tabelası rüzgârdan biraz silinmiş. İçeriden taze lavanta ve eski deri kokusu geliyormuş. Sevgi kapıyı yavaşça itip içeriye girmiş. Burası daha önce hiç görmediği bir ayakkabıcıymış.
Tozlu Raflardaki Parlak Sürpriz
Tezgâhın arkasında tonton bir usta duruyormuş. Ustanın beyaz sakalları ve gülen gözleri varmış. Sevgi’yi görünce sanki onu tanıyormuş gibi gülümsemiş. “Seni bekliyordum evlat,” diyerek raflara doğru ilerlemiş. Sevgi buna çok şaşırmış.
Usta, tozlu rafların arasından bir çift çizme çıkarmış. Çizmeler okyanusun en derin yeri gibi masmaviymiş. Üzerinde gümüş gibi parlayan minik desenler varmış. “Bunlar sana doğru yolu gösterecek,” demiş usta. Sevgi çizmeleri çok beğenmiş.
Ayakkabılarını çıkarıp mavi çizmeleri hemen giymiş. Giydiği an ayaklarında tatlı bir sıcaklık hissetmiş. Acaba bu çizmeler neden bu kadar rahat? diye kendi kendine düşünmüş. Ustanın yanından ayrılıp tekrar yağmurlu sokağa çıkmış.
Yolda yürürken büyük bir su birikintisine basmış. Ayaklarından “ŞLOP!” diye neşeli bir ses yükselmiş. Sevgi aşağıya baktığında gözlerine inanamamış. Suyun içinde kendi yansımasını değil, derin okyanusu görmüş. Balıklar masmavi suyun içinde özgürce yüzüyormuş.
Okyanusun Derinliklerinden Gelen Ses
O sırada su birikintisinden ince bir ses gelmiş. Bu ses tıpkı minik bir çanın çalması gibiymiş. Sevgi eğilip dikkatlice suyun içine bakmış. Gökkuşağı gibi parlayan pulları olan bir balık görmüş. Balık ona umutla bakıyormuş.
Balık, “Bizi duyabiliyor musun?” diye sormuş. Sevgi şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacakmış. Bu sadece kulakla duyulan bir ses değilmiş. Sanki kalbinin içinde yankılanan yumuşak bir fısıltıymış. Çizmeler ona doğayı dinlemeyi öğretiyormuş.
Sevgi eğilip balığın ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmış. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdamış. Sanki ağaç da balığın söylediklerini onaylıyormuş. Balık, fırtına yüzünden yollarını kaybettiklerini anlatmış. Denizdeki atıklar yüzünden evlerini bulamıyorlarmış.
Sevgi hemen yardım etmek istemiş. Kulaklıklarını cebine koymuş ve etrafı dinlemeye başlamış. Rüzgârın yönünü, dalgaların ritmini hissetmiş. Kasabanın en yüksek tepesine, deniz fenerine doğru koşmuş. Her adımda doğanın sesine daha çok odaklanmış.
Kalpten Gelen Büyük Değişim
Deniz fenerinin tepesine çıktığında denize bakmış. Çizmeleri sayesinde suyun altındaki temiz yolları görebiliyormuş. Elleriyle denizi işaret ederek yüksek sesle bağırmış. “Gökkuşağı Balığı! Sağ taraftaki derin vadiden gidin!” demiş. Balıklar ona güvenmiş.
Bütün sürü Sevgi’nin gösterdiği temiz yoldan ilerlemiş. Kirlenmiş bölgelerden kurtulup güvenli yuvalarına ulaşmışlar. Gökkuşağı Balığı suyun üzerine zıplayıp kuyruk sallamış. Sevgi, yardım edebildiği için çok mutlu olmuş. Kalbi sevinçle dolup taşmış.
Eve döndüğünde çizmeleri çıkarmış ama içindeki huzur kalmış. Artık doğayı duymak için sihirli bir nesneye ihtiyacı yokmuş. Sadece durup dinlemesi ve bakması yeterliymiş. Ertesi gün bütün arkadaşlarını sahile toplamış. Hep beraber kıyıdaki çöpleri temizlemişler.
Sevgi anlamış ki doğa bizim gerçek evimizmiş. Ona ne kadar iyi bakarsak, o da bize o kadar güzel şarkılar söylermiş. Sevgi artık her sabah kuşların sesine uyanıyormuş. Penceresini açtığında rüzgârın getirdiği taze çiçek kokularını içine çekiyormuş.
Deniz sakinleşir, dalgalar kıyıya masallar fısıldar, kalbi sevgiyle çarpan çocuk dünyayı kucaklar.



