Bilge Horoz Foghorn ve Gizemli Köprü

Güneşli Çiftliğin Meraklı Sakini

Bir varmış, bir yokmuş. Uzaklardaki Neşeli Çiftlik’te beyaz tüylü bir horoz yaşarmış. Bu horozun adı Foghorn imiş. Foghorn, sabahları güneş doğmadan uyanırmış. Çiftliğin avlusunda göğsünü gere gere yürürken çok mutlu görünürmüş. Herkese neşeli selamlar verir, uzun uzun hikâyeler anlatırmış. Kendisinin çiftlikteki en akıllı canlı olduğunu düşünürmüş. Küçük tavuklar onu hayranlıkla dinlermiş.

Bir gün yaşlı bir tavuk ilginç bir şey anlatmış. Bilgelik Tepesi adında gizemli bir yer varmış. Orada parıldayan Altın Mısırlar yetişiyormuş. Bu mısırı yiyen herkes dünyanın en zeki canlısı olurmuş. Foghorn bu haberi duyunca çok heyecanlanmış. Hemen tüylerini kabartmış ve dik durmuş. Kendi kendine, ben zaten zekiyim ama o mısır tam bana göre, diye düşünmüş. Arkadaşlarına veda edip yola koyulmuş.

Yol boyunca kuşların şarkılarını dinleyerek ilerlemiş. Hava ılık ve gökyüzü masmaviymiş. Foghorn içinden sürekli mısırların tadını hayal ediyormuş. Adımları hızlı, neşesi ise yerindeymiş. Tepenin yolu ormanın içinden kıvrılarak geçiyormuş. Yolun sonunda karşısına büyük bir dere çıkmış. Derenin üzerinde ise tahtadan yapılmış dar bir köprü varmış. Bu köprü tepeye giden tek yolmuş.

Köprüdeki Bekçi ve İlk Bilmece

Köprünün başında Foghorn’un eski dostu Barni duruyormuş. Barni, uzun kulaklı ve çok sakin bir köpekmiş. Foghorn onu görünce hemen yanına gitmiş. Dostuna selam vermiş ve karşıya geçmek istediğini söylemiş. Barni, yavaşça yerinden kalkmış ve kulaklarını kaşımış. Bu köprüden sadece düşünenler geçebilir, demiş. Foghorn’un önüne geçerek yolu nazikçe kapatmış. Ona üç tane soru soracağını söylemiş.

Foghorn bu duruma önce biraz şaşırmış. Sonra gülümseyerek soruları beklemeye başlamış. Barni, ilk bilmecesini sormak için derin bir nefes almış. Kanadım var uçarım, iğnem var ama dikemem, demiş. Foghorn hemen cevap vermek istemiş. Önce kartal demeyi düşünmüş ama vazgeçmiş. İğnesi olan uçan bir canlıyı hayal etmiş. Doğanın sesini dinleyerek cevabı bulmaya çalışmış.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Şirin ile Tavşan Masalı

Dere şırıl şırıl akarken Foghorn sessizce beklemiş. Etrafındaki çiçeklerin üzerinde vızıldayan küçük bir dost görmüş. Birden gözleri parlamış ve neşeyle zıplamış. Bu bir arı olmalı, diye bağırmış. Arıların kanatları vardır ve iğneleriyle kendilerini korurlar. Barni, dostunun bu doğru cevabına çok sevinmiş. Başını hafifçe sallayarak onu onaylamış. Şimdi sıra ikinci bilmecede, diye eklemiş.

Gölgenin Peşinde Zorlu Sorular

Barni ikinci bilmecesini sormak için hazırlanmış. Sadece bir rengim var ama her şekle girerim, demiş. Güneş varken ortaya çıkarım ama karanlıkta kaybolurum, diye devam etmiş. Foghorn bu sefer biraz daha uzun düşünmüş. Sağına bakmış, soluna bakmış ama bir şey görememiş. Güneş gökyüzünde parlamaya devam ediyormuş. Toprağın üzerindeki koyu renkli şekilleri fark etmiş.

Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdamış. Rüzgârın bu fısıltısı Foghorn’un aklına yeni fikirler getirmiş. Kendi hareketlerini takip eden o siyah şekle bakmış. Bu benim gölgem, diye haykırmış sevinçle. Gölgeler sadece ışık varken bizimle birlikte gezerler. Barni gülümseyerek kuyruğunu sallamaya başlamış. Foghorn’un dikkati ve sabrı onu gerçekten etkilemiş.

Sıra üçüncü ve en zor bilmeceye gelmiş. Bilgi doludur ama konuşamaz, yaprakları vardır ama ağaç değildir, demiş Barni. İçini açarsan dünyaları gezersin, diye ipucu vermiş. Foghorn bu kez yerinde duramamış ve volta atmış. Yapraklı ama ağaç olmayan şeyi bulmak zormuş. Marul mu acaba, diye kendi kendine sessizce sormuş. Sonra bunun mantıklı olmadığını hemen anlamış.

Altın Mısırdan Daha Değerli Bir Şey

Foghorn durmuş ve ormanın sessizliğini dinlemiş. Kalbinin sesini dinleyince cevabın kitap olduğunu anlamış. Kitapların sayfaları yaprak gibidir ve bizi uzaklara götürür. Barni dostunu tebrik ederek köprüden çekilmiş. Foghorn tepenin en ucuna kadar hızla koşmuş. Orada parlayan Altın Mısırları nihayet bulmuş. Mısırlar tıpkı güneş gibi ışık saçıyormuş. Ama Foghorn onları hemen yememiş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Turuncu Kuyruk ve Sokaktaki Gizli Şarkı

O an çok önemli bir gerçeği fark etmiş. Onu akıllı yapan şey sihirli bir mısır değilmiş. Sorular üzerine düşünmek ve sabretmek onu geliştirmiş. Zekasının kendi çabasıyla parladığını artık biliyormuş. Mısırları toplamış ve çantasına özenle yerleştirmiş. Çiftliğe döndüğünde tüm arkadaşları onu merakla beklemiş. Foghorn topladığı mısırları küçük civcivlerle sevgiyle paylaşmış.

O günden sonra Foghorn yine çok konuşmuş. Ancak artık konuşmadan önce birazcık durup düşünürmüş. Her akşam yıldızlar çıkınca arkadaşlarına yeni bilmeceler sormuş. Çiftlikteki herkes düşünmenin ne kadar eğlenceli olduğunu öğrenmiş. Paylaştıkça çoğalan mutluluk tüm avluyu sarmış. Gökyüzündeki ay, huzurla uyuyan bu dostları gümüş bir ışıkla selamlamış. Gece boyunca tatlı rüzgâr, düşünen kalplere en güzel uykuları taşımış.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu