Kar Tanelerinin Gizli Toplantısı

Gümüş Pullu Gece ve Bekleyiş
Kışın en soğuk günlerinden biriydi. Kasabanın üstüne çöken gri bulutlar sanki yorgan gibi ağırdı. O ağır yorganın içinden pamuk gibi bembeyaz kar taneleri dökülüyordu. Deniz, penceresinin önünde burnunu cama dayamış bekliyordu. Nefesinin buğusuna parmağıyla küçük daireler çiziyordu.
Sokak lambalarının etrafında döne döne uçuşan kar tanelerini izledi. Bu manzara ona gökyüzünün fısıldaştığı bir sır gibi geldi. Odasının köşesinde duran okul çantası ise sessizce duruyordu. Yarın okul vardı ama Deniz’in içi kıpır kıpırdı. Kar yağışı acaba sabaha kadar sürer miydi?
Mutfağın tarafından annesinin çay kaşığı sesi geliyordu. Deniz hemen seslendi: “Anne, sence yarın okul tatil olur mu?” Annesi gülerek kapı aralığından başını uzattı. “Kar daha yeni başladı canım, bakalım sabah ne gösterecek?” dedi. Deniz bu belirsiz cevabı pek sevmedi.
Bir masalda olsa gökten bir haberci kuş gelirdi. Kuş ona her şeyi kesin olarak anlatırdı. Tam bunu düşünürken camın dışından minik bir tıkırtı duydu. Sanki biri pencereye nazikçe vurmuştu. Deniz irkilip perdeyi araladı. Dışarıda sadece parlayan bir kar tanesi vardı.
Pofuduk ile Tanışma ve Beyaz Yolculuk
Deniz pencereyi usulca açtı ve soğuk hava yüzüne çarptı. Avucuna düşen kar tanesi kristal gibi ışığı yakalıyordu. Deniz fısıldayarak sordu: “Bu da ne?” Kar tanesi birden çok hafifçe titredi. Ardından rüzgarın esintisi gibi incecik bir ses duyuldu.
“Üşütmeden dinlersen sana bir teklifim var” dedi minik tanecik. Deniz şaşkınlıkla etrafına baktı ama ses avucundan geliyordu. “Sen konuşuyor musun?” diye sordu. Kar tanesi kendini parlattı. “Adım Pofuduk, kar tanelerinin en meraklısıyım” diyerek kendini tanıttı.
Pofuduk, kar tatili kararını sadece bulutların vermediğini anlattı. Karın da bir kalbi olduğunu ve insanların duygularını tarttığını söyledi. Deniz heyecanla atıldı ama annesinden çekiniyordu. Pofuduk ise sadece hayaliyle gelebileceğini söyleyerek onu rahatlattı. Deniz yatağına oturdu ve yorganı çekti.
Umarım bu yolculukta başıma güzel şeyler gelir diye kendi kendine düşündü. Kar tanesi avucunda gariptir ki yumuşacık bir sıcaklık yaydı. Deniz gözlerini kapattığında odasının duvarları yavaşça kayboldu. Gözlerini açtığında kendini devasa bir kar sarayının önünde buldu. Gökyüzü buzdan iğneler gibi parlıyordu.
Üç Kapı ve Kalbin Tartısı
Sarayın içinde Kar Muhafızı adında, sakalları kırağıdan bir bilge oturuyordu. Muhafız, Deniz’e kar tatilinin bir ödül değil ihtiyaç olduğunu söyledi. Deniz’in görevi üç farklı kapıdan geçip karın sesini duymaktı. Yanında okul arkadaşı Ece’yi görünce Deniz çok sevindi.
İlk kapının üzerinde “Sessizlik” yazıyordu ve içerisi pamuk gibi huzurluydu. Deniz orada doğayı dinlemeye başladı. Ormanın derinindeki sessizliğin içindeki o gizli mesajı kalbiyle duydu. Sessizlik ona dinlenmenin ne kadar kıymetli olduğunu sessizce fısıldadı. Avucuna kuş tüyü gibi hafif bir tanecik düştü.
İkinci kapı “Endişe” kapısıydı ve orada buzlu yollar vardı. İnsanların kaymaması için karın dikkatli yağması gerektiğini anladı. Kar sadece oyun değil, aynı zamanda sorumluluk demekti. Üçüncü kapı olan “Neşe” ise kahkahalarla doluydu. Çocukların kartopu oynarken duyduğu mutluluk her yeri sarmıştı.
Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı ve onlara selam verdi. Deniz, karın sadece bir hava olayı olmadığını anladı. Kar; bazen durmak, bazen korunmak ve bazen de paylaşmaktı. Avucundaki üç farklı işaret birleşince büyük bir ışık hüzmesine dönüştü. Kar Konseyi kararı vermek üzere toplandı.
Karar Anı ve Mutlu Sabah
Kar Muhafızı, Deniz ve Ece’nin kalbindeki dengeyi gördü. “Yarın tatil olacak” dedi gür sesiyle. Ama ekledi: “Kar, kasabayı yavaşça örtecek ki kimse yolda kalmasın.” Rüzgar bile bu karara saygı duyup daha sakin eseceğine dair söz verdi. Deniz artık eve dönme vaktinin geldiğini biliyordu.
Pofuduk veda ederken Deniz’e her kar yağdığında camına bakmasını söyledi. Deniz gözlerini açtığında kendi yatağında, odasının sıcaklığındaydı. Parmaklarının ucunda hala o geceki yolculuğun tatlı serinliği vardı. Sabah annesinin sevinçli sesiyle uyandı: “Deniz, kalk! Okullar bugün tatil edilmiş!”
Deniz pencereye koştu ve dışarıdaki o eşsiz beyazlığa baktı. Her yer tam Kar Muhafızı’nın dediği gibi yumuşacık örtülmüştü. Aşağıda Ece el sallıyor, arkadaşını oyuna çağırıyordu. Deniz montunu giyerken karın sadece tatil demek olmadığını bir kez daha hatırladı. Kar, kalpleri birbirine yaklaştıran beyaz bir köprüydü.
Artık her kış sabahı, Deniz için doğanın yazdığı yeni bir hikayeydi. Dışarıdaki her ayak izi, masalın sayfalarına eklenen yeni birer harf gibiydi. Küçük adımlar, beyaz örtüde sevgi dolu yollar açıyordu. Gökyüzü yeryüzüne bembeyaz bir masal fısıldarken, dünya tatlı bir uykuya dalıyordu.



