Kırmızı Gül ve Küçük Dostların Yağmur Macerası

Bahçedeki Neşeli Oyun

Güneşin pırıl pırıl parladığı büyük ve renkli bir bahçe vardı. Bu bahçede her sabah kuşlar neşeyle şarkı söylerdi. Çiçekler mis gibi kokularını etrafa yayardı. Bahçenin sakinleri arasında minik bir uğur böceği vardı.

Onun adı Benekli idi ve sırtında tam yedi tane siyah beneği vardı. Benekli’nin en yakın arkadaşı ise çalışkan karınca Tini idi. Tini her zaman çok hızlı hareket ederdi. İki arkadaş o sabah yeşil yaprakların üzerinde kovalamaca oynamaya karar verdiler.

“Koş Tini, beni yakalayamazsın!” diyerek kanat çırptı Benekli. Tini ise minik ayaklarıyla hızla ilerleyerek ona yetişmeye çalışıyordu. Bahçe o anlarda dünyanın en mutlu yeri gibi görünüyordu. Her yer huzur doluydu ve oyun oynamak çok eğlenceliydi.

Gökyüzündeki Gri Bulutlar

Birdenbire gökyüzünün rengi değişmeye başladı. Parlak mavi gökyüzü yavaşça griye döndü. Güneş saklanacak bir yer aramış gibi bulutların arkasına gizlendi. Rüzgar ağaçların dallarını hafifçe sallayarak esmeye başladı.

Benekli havada süzülürken kanatlarında serin bir esinti hissetti. Galiba birazdan hava serinleyecek diye düşündü kendi kendine. Hemen yere, arkadaşı Tini’nin yanına kondu. İkisi de merakla başlarını yukarıya doğru kaldırdılar.

İlk damla “şıp” diye bir yaprağın üzerine düştü. Sonra bir tane daha ve bir tane daha… Yağmur başlamıştı. Benekli ve Tini ne yapacaklarını bilemediler. Islanmaktan biraz çekiniyorlardı çünkü kanatları ve ayakları ağırlaşabilirdi.

Sığınacak Güvenli Bir Yer

İki arkadaş hemen koşmaya başladılar. Önce büyük ve sert bir taşın altına girmeye çalıştılar. Ancak taşın altı çoktan suyla dolmuştu. Orası çok ıslak ve soğuk görünüyordu. Hemen oradan uzaklaşıp kurumuş bir yaprak buldular.

Yaprağın altına saklandılar ama yaprak delik deşik olmuştu. Yağmur damlaları pıt pıt diye kafalarına düşüyordu. Benekli ve Tini titremeye başladılar. O sırada bahçenin tam ortasında duran kocaman Kırmızı Gül onları fark etti.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Bilge Tavşanın Meraklı Yolculuğu

Kırmızı Gül, minik dostlarının çaresizliğini görünce derin bir nefes aldı. Dalları nazikçe esnedi ve yumuşacık yapraklarını aşağıya doğru eğdi. Yaşlı ve bilge gül, gövdesinden gelen bir hışırtıyla adeta onları yanına çağırdı.

Bahçedeki her canlı doğanın sesini dinlemeyi bilirdi. Benekli ve Tini bu daveti hemen anladılar. Gül’ün gölgesinde saklı olan o huzurlu sessizliği kalpleriyle duydular. Hiç vakit kaybetmeden Kırmızı Gül’ün büyük yaprağının altına sığındılar.

Dostluğun Sıcaklığı

Gül’ün yaprağının altı çok kuru ve sıcacıktı. Üstelik etraf mis gibi gül kokuyordu. Dışarıda yağmur “şarıl şarıl” yağmaya devam ediyordu. Ama içeride iki küçük arkadaş tamamen güvendeydi. Birbirlerine sarılıp yağmurun sesini dinlediler.

Kırmızı Gül, koruyucu bir şemsiye gibi onların üzerinde duruyordu. Yağmur durduğunda güneş tekrar yüzünü gösterdi. Bahçe pırıl pırıl parlıyordu. Benekli ve Tini’nin tüyleri kurumuş, neşeleri yerine gelmişti. Kırmızı Gül’e sevgiyle baktılar.

Yardım etmenin ve korunmanın verdiği o güzel his tüm bahçeyi sarmıştı. Artık yağmur yağdığında nereye gideceklerini biliyorlardı. Doğa, birbirine destek olan dostlarla çok daha güzel bir yer haline gelmişti.

Gökten üç damla daha düştü; biri sevgiye, biri dostluğa, biri de huzurlu uykulara. Sevgi dolu bir kalbin kanatları altında, her fırtına diner ve güneş yeniden doğar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu