Lola’nın Toprak Altındaki Hazinesi

Yıldızlı Gece ve Boş Sepet

Bir varmış, bir yokmuş. Rüzgârın yaprakları nazikçe okşadığı sakin bir orman varmış. Bu güzel ormanda uzun kulaklı Tavşan Lola yaşarmış. Lola’nın evi her zaman çok düzenliymiş. O gece gökyüzünde parlayan ay, Lola’nın penceresinden içeri süzülüyormuş. Lola yumuşacık yatağına yatmış ve yastığını kabartmış. Gözlerini kapatıp uyumak istemiş ama bir ses duymuş. GURUL GURUL! Bu ses tam olarak karnından geliyormuş.

Lola yavaşça yataktan kalkıp mutfağa doğru yürümüş. Tahta dolabının kapağını merakla açmış. O da ne! Dolabın içi tamtakır kuru bakırmış. Sepetinde tek bir turuncu havuç bile kalmamış. Lola şaşkınlıkla boş raflara bakmış. Eğer şimdi bir şeyler yemezsem sabaha kadar uyuyamam, diye kendi kendine düşünmüş. Mutfaktaki küçük pencereden dışarıya bakmış. Gece çok sessizmiş ve her yer gümüş rengi bir ışıkla kaplıymış.

Lola hemen üzerine kareli bir hırka almış. Ayaklarına pofuduk terliklerini giymiş. Kapıyı sessizce açıp dışarı çıkmış. Ormanın içindeki büyük göle doğru yürümeye başlamış. Gece kuşu baykuş, ağacın dalından ona bakıyormuş. Lola, doğanın sesini derin derin dinlemiş. Toprak ana sanki ona fısıldıyor gibiymiş. Yerlerdeki kuru yapraklar, Lola her adım attığında çıtırdayarak ona eşlik ediyormuş. Tavşancık karnının gurultusuna rağmen umudunu hiç kaybetmemiş.

Göl Kenarındaki Uykulu Dost

Lola gölün kenarına geldiğinde suyun pırıl pırıl parladığını görmüş. Gölün kıyısındaki sazlıkların arasında dostu Ördek Defi uyuyormuş. Defi kafasını kanatlarının altına sokmuş, huzurla dinleniyormuş. Lola parmak uçlarında ona yaklaşmış. “Defi! Uyan dostum, bana yardım eder misin?” diye seslenmiş. Sesi gecenin sessizliğinde yumuşacık bir yankı yapmış. Defi bir gözünü aralamış ve karşısında Lola’yı görünce çok şaşırmış.

Ördek Defi kanatlarını iki yana açıp gerinmiş. “Vak vak! Ne oluyor Lola? Sabah güneş doğdu mu?” diye sormuş. Lola mahcup bir şekilde gülümsemiş. Havuçlarının bittiğini ve karnının çok acıktığını anlatmış. Defi, dostunun bu durumuna üzülmüş. Hemen sudan çıkıp tüylerini neşeyle silkelemiş. Su damlaları ay ışığında küçük elmaslar gibi etrafa saçılmış. Defi, Lola’nın yanına gelip kanadını onun omzuna koymuş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Parlayan Kabak ve Kalbin Fısıltısı

“Üzülme güzel arkadaşım, ben buradayım,” demiş Defi. “Gölün karşı tarafında, yaşlı ağaçların arkasında gizli bir bostan var. Orada en tatlı yaban havuçları yetişir.” Lola bu habere çok sevinmiş. İki arkadaş ay ışığı altında yan yana yürümeye başlamışlar. Defi önde vak vaklayarak yolu gösteriyormuş. Lola ise arkada zıp zıp zıplayarak onu takip ediyormuş. Orman, bu iki dostun ayak sesleriyle canlanmış.

Gizli Bostanın Turuncu Sürprizi

Uzun bir yürüyüşten sonra ormanın en kuytu köşesine varmışlar. Buradaki toprak simsiyah ve çok yumuşakmış. Defi durup kanadıyla yeri işaret etmiş. Toprağın üzerinden yeşil, uzun yapraklar gökyüzüne doğru uzanıyormuş. Altlarında ise turuncu uçlar belli belirsiz görünüyormuş. Lola heyecanla eğilip toprağı koklamış. Toprak, sanki onlara ikramda bulunmak ister gibi taze kokuyormuş. İki dost hemen işe koyulmaya karar vermişler.

Havuçları çıkarmak beklediklerinden biraz daha zormuş. Kökler toprağa sımsıkı tutunuyormuş. Yaşlı meşe ağacı, hafif bir rüzgârla sallanarak onlara güç verir gibi hışırdamış. Lola bir taraftan, Defi diğer taraftan asılmış. Sonunda “pıt” diye bir ses çıkmış. Kocaman, kıpkırmızı bir havuç topraktan fırlayıvermiş. Lola sevinçle zıplamış. Sonra birkaç tane daha havuç çıkarmışlar. Başarılı oldukları için ikisi de çok mutluymuş.

Lola çıkardığı havuçlardan birini temizleyip Defi’ye uzatmış. Bir tanesini de kendisi almış. Ormanın ortasında “kıtır kıtır” sesleri yankılanmaya başlamış. Havuçlar o kadar tatlıymış ki Lola’nın karnındaki gurultu anında kesilmiş. Karnı doyunca Lola’nın üzerine tatlı bir uyku ağırlığı çökmüş. Göz kapakları yavaş yavaş ağırlaşmaya başlamış. Defi’ye bakıp gülümsemiş ve bu güzel yardımlaşma için ona gönülden teşekkür etmiş.

Geleceğe Ekilen Umut Tohumları

Dönüş yolunda yürürken Lola’nın aklına harika bir fikir gelmiş. Her gece böyle uzaklara yürümek yerine bir çözüm bulmalıymış. “Defi,” demiş alçak sesle, “Yarın evimin bahçesine bu tohumlardan ekmeliyim. Kendi emeğimle büyüttüğüm havuçlarım olursa hiç aç kalmam.” Defi bu fikri çok beğenmiş ve esneyerek cevap vermiş. “Harika bir fikir Lola! Ben de her sabah gölden sana su taşırım. Birlikte sularız.”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Yıldızlar Altında ve Eski Kitapların Işığında

İki dost vedalaşıp kendi yuvalarına çekilmişler. Lola evine girdiğinde içi huzurla doluymuş. Artık dolabının boş olması onu korkutmuyormuş. Çünkü artık ne yapması gerektiğini biliyormuş. Yatağına uzanmış ve bahçesinde boy verecek yeşil yaprakları hayal etmiş. Kendi bahçesini kuracak olmanın heyecanıyla gözlerini kapatmış. Gece, ormanın üzerine koruyucu bir örtü gibi serilmiş. Lola, rüyasında taze toprak kokusunu ve parlayan güneş altındaki bahçesini görmüş.

Lola mışıl mışıl uyurken orman ona en güzel ninnisini söylemiş. Gökyüzünden üç tane hayali tohum düşmüş. Biri çalışkan Lola’nın yarın ekeceği bahçesine düşmüş. Biri yardımsever Defi’nin kocaman ve sevgi dolu kalbine konmuş. Sonuncusu ise kendi elleriyle bir şeyler üretmenin mutluluğunu keşfeden tüm çocukların düşlerine süzülmüş. Kendi emeğinle yeşerttiğin her çiçek, kalbinde hiç solmayan bir bahçe açarmış.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu