Mor Gezegen’in Gülen Çanı ve Küçük Lila’nın Yolculuğu

## Mor Bir Davet ve Gümüş Roket Rıfkı

Mor Gezegen’in üstünde bulutlar pamuk gibi değildi. Sanki üzüm şerbetinden yapılmış gibi mor mor kıvrılırdı. Toprağı mis gibi lavanta kokardı. Çimenleri ise gece olunca hafifçe parıldardı. Bu gezegende en ilginç şey rüzgârdı. Rüzgâr bile burada güzel şarkılar söylerdi. İnce ince esince tepelerden bir melodi yayılırdı. Sanki görünmez bir koro gülümseyerek mırıldanıyordu.

Küçük Lila o akşam yatağına uzandı. Penceresinin önünde mor bir ışık gördü. Işık bir yıldız gibi göz kırpıyordu. Sanki Lila’yı yanına çağırıyor gibiydi. Lila merakla ipek perdesini araladı. Pencerenin kenarında küçücük bir küre duruyordu. Küre tıpkı bir ceviz kabuğu kadardı. Mor küre minik bir kapı gibi açıldı. İçinden tüy kadar hafif bir kâğıt uçtu.

Kâğıdın üstünde tek bir cümle yazılıydı: Mor Gezegen seni davet ediyor. Lila’nın kalbi heyecandan pıt pıt etti. Tam o sırada odasının köşesi hareketlendi. Oyuncak roketi sanki canlıymış gibi homurdandı. Ben zaten gitmek için hazırdım diye düşündü Lila içinden. Roket Rıfkı bir anda dile geldi. Lila şaşkınlıkla gözlerini kocaman açtı.

Rıfkı gururla gövdesini hafifçe titretti. Lila hemen hırkasını üstüne geçirdi. Saçlarını toplayıp yatağının kenarına usulca oturdu. Mor küre bir balon gibi genişledi. Rıfkı oyuncak halinden sıyrılıp bir kapsüle dönüştü. İçine iki kişi rahatça sığabiliyordu. Hazır mısın diye sordu Rıfkı nazikçe. Lila biraz heyecanlıyım ama hazırım dedi.


## Gökyüzündeki Mor Tünel ve Yeni Dostlar

Küre kapsülün önünde bir geçit açıldı. İçeri girer girmez odaya lavanta kokusu doldu. Bir anda yumuşacık bir tünelden geçtiler. Tünelin duvarları menekşe rengi çizgilerle dalgalanıyordu. Vay canına diye bağırdı Lila sevinçle. Bu bir rüya mı diye sordu. Rıfkı rüya değil ama rüyaların sevdiği bir yol dedi. Bir puf sesiyle gezegene vardılar.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Altın Kalpli Manav ve Emanet Yüzüğün Hikâyesi

Aşağıda mor tepeler ve ışıldayan çimenler vardı. Gökyüzünde iki tane ay yavaşça dönüyordu. Biri açık leylak diğeri ise koyu mordu. Tam inişe geçerken bir canlı süzüldü. Kediye benziyor ama kulakları yıldız şeklindeydi. Kuyruğu uçuşan bir kurdele gibi uzuyordu. Hoş geldiniz dedi bu sevimli canlı. Ben Mırmır, buranın karşılama kedisiyim.

Lila hayranlıkla elini yeni dostuna uzattı. Merhaba Mırmır, tüylerin ne kadar güzel parlıyor dedi. Mırmır şen şakrak bir sesle cevap verdi. Çünkü birazcık ay ışığı yedim dedi. Sonra şaka yaptığını söyleyerek neşeyle güldü. Rıfkı biz sadece gezmeye geldik dedi. Lila burayı çok merak ediyordu diye ekledi. Mırmır’ın gözleri bir anda kocaman oldu.

O zaman tam zamanında geldiniz dedi Mırmır. Bu gece gezegenin en neşeli gecesidir. Ama küçük bir sorunumuz var dedi. Lila’nın içi bir an kıpır kıpır oldu. Sorun korkunç bir şey mi diye sordu. Mırmır hemen hayır diye cevap verdi. Sadece biraz gıdıklayıcı bir sorun dedi. Lila bu cevabı duyunca rahatlayıp güldü.


## Lavanta Meydanı ve Kayıp Tıncı

Mırmır onları Lavanta Meydanı’na hemen götürdü. Meydanın ortasında dev bir çan vardı. Fakat bu büyük çan çok suskundu. Çevresinde minik mor uzaylılar telaşla dolaşıyordu. Hepsinin yanaklarında pembe benekler parlıyordu. İçlerinden Pofuduk Piri koşarak yanlarına geldi. Çanı çalamıyoruz dedi üzgün bir sesle. Neşemiz bu çanın sesiyle başlar.

Lila dev çanın yanına yavaşça yaklaştı. Çan çok büyüktü ama yüzeyi yumuşacıktı. Üzerinde küçük bir çizik fark etti. Çizik sanki üzgün bir kaş gibi duruyordu. Neden çalmıyor diye sordu Lila merakla. Piri derin bir iç çekti. Çanın içindeki tın tın taşımız kayboldu dedi. O taş olmadan çan sadece bir şapkadır.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gökyüzü Okulu ve Gümüş Yapraklı Ağaç

Rıfkı hemen atılıp taşı bulacaklarını söyledi. Piri taşı en son kuyruklu yıldız geçerken görmüştü. O sırada taş pıt diye yok olmuştu. Lila gözlerini kısıp etrafı iyice inceledi. Tam o an çimenlerin arasından ses geldi. Sanki birisi gizlice kıkırdıyor gibiydi. Duydunuz mu diye sordu Lila arkadaşlarına. Bu bir gıdıklanma kıkırtısıydı.

Hep birlikte çanın arkasına doğru dolandılar. Orada yıldız yapraklı mor bir çalı vardı. Yaprakların arasında parlayan bir şey kıpırdıyordu. Bu bir taş değil canlı bir küreydi. Üstünde iki küçük parlayan gözü vardı. Adım Tıncı dedi bu küçük küre. Herkes çok ciddi olduğu için saklandım. Sadece biraz oyun oynamak istemiştim dedi.


## Kalbin Melodisi ve Mutlu Dönüş

Tıncı hatasını anlayınca ışığı hafifçe soldu. Özür dilerim, kimseyi üzmek istememiştim dedi. Lila hemen diz çöküp Tıncı’ya baktı. Bazen yeni şeyler denemek isteriz dedi. Ama kaybolunca herkes senin için endişelenir. Seninle birlikte yeni bir başlangıç yapabiliriz. Tıncı bu sözleri duyunca yeniden umutla parladı. Rıfkı yeni ritimler bulacakları için sevindi.

Herkes dev çanın önünde neşeyle toplandı. Tıncı çanın içine zıplayıp yerine oturdu. Çanın içinden harika bir mor ışık yayıldı. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı. Lila ormanın sessizliğindeki mesajı anlamak için bekledi. Sonra gözlerini kapatıp içindeki ritmi dinledi. Tın tın tın hop diye ritim tuttu.

Çan birden gülücük gibi bir sesle çaldı. Meydandaki lavantalar neşeyle sallanmaya başladı. Mor gezegenliler kahkahalarla dönerek dans etti. Çan resmen gülümsüyor diye bağırdı Piri. Lila’nın kalbi tatlı bir sevinçle dolup taştı. Buradaki herkesi çok sevmişti. Neşe gezegenler arası en hızlı yakıttır dedi Rıfkı. Artık eve dönme vakti gelmişti.

Piri, Lila’ya parlayan bir lavanta yaprağı verdi. Bu yaprağı yastığının altına koy dedi. Sen her gülümsediğinde biz de burada güleceğiz. Lila yaprağı cebine koyup arkadaşlarına veda etti. Kapsül onu yeniden odasına güvenle bıraktı. Lila yatağına uzandığında kulağında hâlâ o ses vardı. Mor bir düş, sevgi dolu bir gülüşle uykuya daldı.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Renkli Tezgahlar Arasında Küçük Bir Keşif

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu