Nori Dede ve Sırtındaki Pembe Ada

Gümüş Denizin Kıyısındaki Küçük Köy

Uzaklarda, güneşin her sabah neşeyle doğduğu güzel bir sahil köyü vardı. Bu köyün her sokağı pembe çiçekli Sakura ağaçlarıyla doluydu. Rüzgâr estiğinde bu çiçekler kar taneleri gibi havada uçuşurdu. Köyde Yuki adında, saçları kömür karası bir kız yaşardı. En yakın arkadaşı ise çok cesur olan Kenji idi.

Köyün yaşlıları akşamları çocuklara hep aynı efsaneyi anlatırdı. Denizin çok uzaklarında, yerinde duramayan sihirli bir ada varmış. Bu ada bazen doğuda, bazen batıda görünürmüş. Üzerinde dünyanın en güzel çiçekleri açarmış. Ancak bu adayı hiç kimse hayatında iki kez göremezmiş.

Yuki ve Kenji bu hikâyeyi her duyduklarında heyecanlanırdı. Acaba o ada gerçekten orada bir yerde miydi? Gökyüzü ile denizin birleştiği çizgide ne vardı? İki arkadaş bir gün bu gizemi çözmeye karar verdiler. Sabahın erken saatlerinde küçük bambu sandallarına binip denize açıldılar.

Deniz o sabah bir çarşaf gibi dümdüz ve sakindi. Etrafı ise hafif, beyaz bir sis kaplamıştı. Yuki kürek çekerken etrafına merakla bakıyordu. Acaba bugün o özel günü mü yaşıyoruz? diye düşündü içinden. Kenji ise sandalların ucunda durup ufku izliyordu.

Sisin İçinden Gelen Mis Kokulu Sürpriz

Sandalları sislerin arasından yavaşça süzülürken hava birden değişti. Burunlarına daha önce hiç duymadıkları kadar güzel bir koku geldi. Bu, taze çiçeklerin ve denizin karışımı olan bir kokuydu. Sisin beyaz perdesi yavaş yavaş aralanmaya başladı. Tam karşılarında o efsanevi adayı gördüler.

Ada, denizin ortasında parlayan küçük bir mücevher gibiydi. Üzerinde kıpkırmızı çatılı, minik ve şirin bir tapınak duruyordu. Pembe yapraklı ağaçlar dallarını denize doğru sarkıtmıştı. Çocuklar sevinçle birbirlerine bakıp sandalı kıyıya doğru yanaştırdılar. Adanın kıyısı yumuşacık, yeşil yosunlarla kaplıydı.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gökyüzü Kardeşliği ve Rüzgârın Şarkısı

Adaya adım attıklarında kuşların çok farklı şarkılar söylediğini fark ettiler. Sanki kuşlar onlara hoş geldiniz diyordu. Yuki ve Kenji merakla tapınağa doğru yürümeye başladılar. Yer çok yumuşaktı, sanki toprağın altında bir kalp atıyordu. Her adımda doğanın ne kadar canlı olduğunu hissediyorlardı.

Tam o sırada yer ayaklarının altında büyük bir gürültüyle sarsıldı. Yuki dengesini kaybetmemek için Kenji’nin elini tuttu. Bu bir deprem değildi çünkü sarsıntı çok düzenliydi. Ada sanki derin bir nefes alıyor ve yükseliyordu. Çocuklar şaşkınlık içinde oldukları yerde durup beklediler.

Yaşlı Kaplumbağa Nori Dede ile Tanışma

Adanın ön kısmından birden kocaman ve yaşlı bir kafa çıktı. Bu, devasa bir deniz kaplumbağasının başıydı. Gözleri çok büyük ama bir o kadar da şefkatli bakıyordu. Çocuklar aslında bir adaya değil, Nori Dede’nin kabuğuna çıkmışlardı. Nori Dede yüzyıllardır denizde yüzen bilge bir canlıydı.

Yaşlı kaplumbağa yavaşça başını çocuklara doğru çevirdi. Sesi, derinden gelen tonton bir rüzgâr uğultusu gibiydi. “Ooo, sırtımda minik misafirlerim varmış,” dedi gülümseyerek. Uzun zamandır kimsenin kendisini ziyaret etmediğini anlattı. Yuki ve Kenji, bu dev dostun nezaketinden çok etkilendiler.

Yuki mahcup bir sesle Nori Dede’den özür diledi. Onun canlı bir varlık olduğunu bilmeden üzerine çıktıklarını söyledi. Nori Dede ise neşeyle güldü. O gülerken üzerindeki ağaçlar neşeyle sallandı. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı ve yapraklarını döktü.

Nori Dede, çocukların nazik adımlarının ona iyi geldiğini söyledi. Yalnızlığın bazen kabuğundan bile daha ağır bir yük olduğunu belirtti. Onların cıvıltısını duymak kalbini ısıtmıştı. O gün akşama kadar denizin üzerinde birlikte yol aldılar. Nori Dede onlara suyun altındaki gizli dünyaları bir bir anlattı.

Sessizliği Dinlemek ve Verilen Söz

Güneş batmaya başlarken Nori Dede çocuklara önemli bir şey söyledi. Sadece kulaklarıyla değil, kalpleriyle de dinlemeyi öğrenmelerini istedi. Etraftaki sessizliğin içinde aslında koskoca bir evrenin konuştuğunu anlattı. Çocuklar gözlerini kapatıp denizin ve rüzgârın fısıltısını sembolik bir dille dinlediler.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Boynuzlu Geyiğin Orman Şarkısı

Akşamın turuncu ışıkları altında köylerine geri dönme vakti geldi. Nori Dede onları güvenli bir şekilde kıyıya kadar bıraktı. Bu güzel dostluğun aralarında bir sır olarak kalmasını istedi. Sadece kalbi sevgi dolu olanların kendisini görebileceğini hatırlattı. Çocuklar minnetle dev dostlarına veda ettiler.

Köydeki insanlar onların bu hikâyesine pek inanmadılar. Ancak Yuki ve Kenji için bunun bir önemi yoktu. Onlar artık doğanın her parçasında bir can olduğunu biliyorlardı. Ne zaman denize baksalar, uzaktaki o pembe parıltıyı görüp gülümsediler. Dostları Nori Dede her zaman oralarda bir yerlerde yüzüyordu.

Gökten üç pembe sakura çiçeği süzülerek yeryüzüne yavaşça indi. Biri doğayı seven Yuki’ye, biri cesur Kenji’ye ulaştı. Sonuncusu ise denizin sonsuzluğunda sabırla süzülen bilge Nori Dede’ye gitti. Yıldızlar gökyüzünde parladığında, dünya sevgiyle sarmalanmış kocaman bir yuva oldu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu