Peynir Tepesi’nin İki Arkadaşı: Tom ve Gonzales

Mavi Kapılı Evin Sakinleri
Güneşin her sabah pencerelerinden süzüldüğü, mavi kapılı, sıcak bir ev vardı. Bu evde yumuşacık siyah beyaz tüyleri olan uykucu kedi Tom yaşardı. Tom, günün çoğunu en sevdiği minderinde kıvrılıp uyuyarak geçirmeyi çok severdi. Gözlerini araladığında dünyayı hep buğulu ve huzurlu bir yer olarak görürdü.
Evin diğer sakini ise hızıyla tanınan küçük fare Gonzales idi. Gonzales’in başında her zaman şık, sarı bir şapkası ve ayaklarında kırmızı ayakkabıları vardı. O kadar hızlıydı ki mutfağın bir ucundan diğerine bir göz kırpma süresinde geçerdi. Onun için hayat, lezzetli peynirlerin peşinde koştuğu neşeli bir oyundu.
Tom ve Gonzales aslında uzun zamandır aynı çatının altında yaşıyorlardı. Tom, sahibinin peynirlerini korumak için bazen Gonzales’in peşinden koşmak zorunda kalırdı. Ancak uykusu her zaman görevinden daha ağır basar, patileri yorulunca hemen pes ederdi. Gonzales ise bu durumu komik bulur, bıyıklarını titreterek küçük şakalar yapardı.
Evin içindeki hava her zaman taze kurabiye ve eski kitaplar gibi kokardı. Duvarlardaki saat tik tak ederken, Tom mutfak tezgahının altında derin uykulara dalardı. Acaba bugün hangi köşede uyusam? diye kendi kendine düşündü Tom bir öğle vakti. Huzuru çok seviyordu ama mutfaktaki tıkırtılar bazen uykusunu bölüyordu.
—
Mutfaktaki Gizemli Tıkırtılar
Bir akşamüstü, Tom mutfak dolabının arkasından gelen değişik sesler duymaya başladı. Bu sesler her zamanki hızlı koşuşturma seslerine hiç benzemiyordu. Gonzales normalde mutfakta adeta bir rüzgâr gibi eser, kimseye görünmeden peynirini alıp giderdi. Ama bu sefer sesler çok yavaş ve sanki bir şeyi bekler gibiydi.
Tom, kulaklarını dikti ve olduğu yerde hafifçe doğrulup etrafı dinledi. Mutfaktaki ahşap zemin, üzerine binen ağırlıkla hafifçe gıcırdıyor gibi bir ses çıkardı. Yaşlı mutfak dolabı, içindeki tabakları korumak ister gibi hafifçe öne doğru eğildi. Tom, bu sessizliğin içinde saklı olan bir şeylerin yolunda gitmediğini hemen hissetti.
Sessizlik bazen en gürültülü sesten bile daha çok şey anlatabilirdi. Tom, sadece kulaklarıyla değil, tüm kalbiyle mutfağın içindeki bu garip değişimi dinliyordu. Gonzales’in neşeli ayak sesleri yerine, sadece ağır bir metalin yere sürtünme sesi geliyordu. Uykusu tamamen dağılmış, merakı tüm vücudunu sarmıştı.
Yavaş adımlarla mutfağa doğru ilerledi ve karanlık köşeye dikkatle baktı. Orada, sahibinin koyduğu demir bir kafesin yanında Gonzales duruyordu. Gonzales’in o neşeli halinden eser kalmamış, şapkası yere düşmüş ve patisi kafesin teline takılmıştı. Küçük fare, korkuyla etrafına bakınıyor ama hiç ses çıkarmıyordu.
—
Zor Bir Karar ve Yardım Eli
Tom, Gonzales’in bu halini görünce önce biraz şaşırdı ve duraksadı. Normalde onu yakalasa belki de ev sahibi ona daha büyük bir ödül verirdi. Ancak Gonzales’in titreyen bıyıklarını ve üzgün bakışlarını görünce içini bir sıcaklık kapladı. Kimsenin canının yanmasını istemiyordu, çünkü bu evde birlikte yaşamak bir alışkanlıktı.
Kendi kendine, Eğer ona yardım etmezsem, oyun arkadaşım kim olacak? diye düşündü Tom. Gonzales mutfakta koşturmasa, Tom’un kovalayacağı kimse kalmazdı. İçindeki o şefkat dolu ses, ona doğru olanı yapması gerektiğini fısıldıyordu. Adımlarını hızlandırarak farenin yanına gitti ve patisini uzattı.
Tom, büyük bir dikkatle demir kafesin mandalını burnuyla hafifçe yukarı kaldırdı. Demirler gıcırdayarak açılırken, Gonzales nefesini tutmuş büyük kedinin ne yapacağını izliyordu. Tom, hiçbir sertlik yapmadan arkadaşının patisini o dar yerden yavaşça kurtardı. Gonzales, özgür kaldığı an derin bir nefes alarak şapkasını yerden aldı.
O an, mutfaktaki pencereden giren ay ışığı ikisinin üzerine nazikçe vurdu. Ay dede, bu iki eski düşmanın arasındaki yeni bağı kutlar gibi gülümsüyordu. Tom ve Gonzales, birbirlerine bakarken aralarındaki tüm o eski kovalamacalar uçup gitti. Artık sadece yardım etmenin verdiği o huzurlu duygu kalmıştı.
—
Peynir Tabağında Buluşan Dostluk
Gonzales, Tom’a teşekkür etmek için en sevdiği peynir parçasını uzattı. Tom ise başıyla teşekkür ederek farenin yanına, minderin üzerine çömeldi. O günden sonra mutfakta gizli saklı peynir çalma devri tamamen sona ermişti. Tom artık uyurken, Gonzales onun kuyruğunun yanında güvenle oturabiliyordu.
Ev sahibi bu değişikliği fark ettiğinde çok şaşırdı ama çok da mutlu oldu. Artık peynirler dolaplardan eksilmiyor, her şey yerli yerinde duruyordu. Akşamları mutfak tezgahının üzerine hem büyük hem de küçük birer peynir tabağı koyuyordu. Tom ve Gonzales, yan yana oturup karınlarını afiyetle doyuruyorlardı.
Birlikte paylaşılan bir lokma ekmek, tek başına yenen en büyük ziyafetten bile tatlıydı. Tom artık daha huzurlu uyuyor, Gonzales ise daha neşeli şarkılar söylüyordu. Evin içindeki sessizlik, artık korkunun değil, birbirine güvenen iki dostun huzurunun sesi olmuştu. Mavi kapılı ev, sevgiyi ve yardımlaşmayı her köşesinde saklıyordu.
Gece olup herkes derin bir uykuya daldığında, yıldızlar gökyüzünde ışıl ışıl parlamaya devam etti. Tom ve Gonzales, minderlerinde birbirlerine yaslanarak en güzel rüyaları gördüler. Bir elin uzanmasıyla başlayan bu güzel dostluk, koca bir ömür sürdü. İyilik, kalplerde açan en güzel çiçek gibi tüm odayı sarıp sarmaladı.
Uyum içinde atan kalplerin sesi, huzurlu bir uykunun en güzel müziğidir.



