Gümüş Kanatlı Gece Kuşu ve Sevgi Feneri

Işıldayan Mahallenin Gece Misafirleri

Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanların birinde, her köşesi tarih kokan şirin bir mahalle varmış. Bu mahallede evlerin pencereleri rengârenk çiçeklerle süslüymüş. Sokakları ise pürüzsüz taşlarla kaplıymış. Ramazan ayı geldiğinde bu mahalle bir başka güzel olurmuş. Herkesin yüzünde tatlı bir gülümseme belirirmiş.

Mahallenin en sevilen ismi Davulcu Davut Amca imiş. Davut Amca, pamuk gibi beyaz sakallı ve çok güler yüzlü bir adammış. Her sahur vakti davulunu omzuna takarmış. Sokaklarda yavaş adımlarla yürüyerek insanları uyandırırmış. Sesi o kadar yumuşakmış ki, kimse uykusundan korkarak uyanmazmış.

Küçük İsmail de bu mahallede yaşıyormuş. İsmail, sahur vaktindeki o gizemli havayı çok merak ediyormuş. Bir gece erkenden yatmış ama gözlerini kapatmamış. Pencerenin kenarına oturup yolu izlemeye başlamış. Dışarıda ay dede gülümsüyor, yıldızlar ise birbirine göz kırpıyormuş. Gökyüzü o gece adeta lacivert bir kadife gibiymiş.

İsmail, sokağın başından gelen tıkırtıları duymuş. Davut Amca’nın yaklaştığını anlayınca hemen yerinden fırlamış. Hırkasını giyip sessizce kapıya doğru süzülmüş. Kalbi heyecanla çarpıyormuş. Kapıyı açtığında karşısında Davut Amca’yı bulmuş. Davut Amca, İsmail’i görünce neşeyle selam vermiş.

Gümüş Davulun Ritmi ve Fenerin Aydınlığı

“Davut Amca, ben de seninle gelebilir miyim?” diye sormuş İsmail. Meraklı gözlerle davula bakıyormuş. Davut Amca, İsmail’in başını okşamış. “Tabii ki gelebilirsin küçük dostum,” demiş. Sonra yanındaki parlayan feneri İsmail’e uzatmış. “Bu gece ışığımızı sen taşıyacaksın,” diye eklemiş.

İsmail feneri tutunca içini bir sıcaklık kaplamış. Birlikte yürümeye başlamışlar. Davut Amca tokmağı davula hafifçe vurmuş. Güm güm güm! Sokağın başındaki yaşlı çınar ağacı uykusundan uyanmış. Rüzgârın etkisiyle yapraklarını birbirine vurarak onlara eşlik etmiş. Sanki çınar ağacı, “Hoş geldiniz, geceyi neşelendirdiniz,” diyerek hafifçe fısıldamış.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Yıldızların Altında Bir Macera Masalı

Davut Amca yürürken bir yandan da maniler söylüyormuş. Sesi sokaklarda bir kuş gibi süzülüyormuş. İsmail, fenerin ışığıyla yolu aydınlatıyormuş. Yerdeki taşlar, fenerin ışığında elmas gibi parlıyormuş. Mahallenin kedisi Pamuk da peşlerine takılmış. Pamuk, kuyruğunu dikmiş ve sessizce yanlarından yürüyormuş.

Davut Amca aniden durmuş ve davulunu bir kenara koymuş. İsmail’e dönerek, “Bak evlat, sadece kulağınla değil, gönlünle de dinle,” demiş. İsmail gözlerini kapatmış ve geceyi dinlemeye başlamış. Rüzgârın sesini, uzaklardan gelen su şırıltısını ve evlerden gelen kaşık seslerini duymuş. Bu sesler ona dünyanın en huzurlu şarkısı gibi gelmiş.

Sessizliğin İçindeki Güzel Mesajlar

İsmail, “İnsanlar neden uykularını bölüp yemek yiyorlar?” diye düşünmüş. Kendi kendine, Herkes çok mutlu görünüyor, acaba bu yemeğin tadı çok mu farklı? demiş. Davut Amca, İsmail’in düşüncelerini anlamış gibi gülümsemiş. “Bu yemeğin adı sahurdur evlat,” demiş. Sahur, paylaşmanın ve sabrın ilk adımıymış.

Yürüdükçe evlerin pencerelerinden sarı ışıklar sızmaya başlamış. Teyzeler pencerelerden el sallayıp onlara teşekkür ediyormuş. Bazı kapıların önüne küçük paketler bırakılmış. Bu paketlerin içinde taze poğaçalar ve meyveler varmış. Davut Amca bu hediyeleri alıp sepetine koyuyormuş. İsmail, insanların bu kadar cömert olmasına çok şaşırmış.

Sokağın sonuna geldiklerinde bir ses duyulmuş. Gökyüzündeki ay, bulutların arkasına saklanmış. Mahallenin çeşmesi gürül gürül akıyormuş. Su sesi, davulun ritmiyle harika bir uyum içindeymiş. İsmail, her şeyin birbirine ne kadar saygılı olduğunu fark etmiş. Doğa bile insanların bu ibadetine sessizce destek veriyormuş.

Davut Amca, sepetindeki poğaçalardan birini İsmail’e uzatmış. “Bu sadece bir ekmek değil, mahallenin sevgisidir,” demiş. İsmail, poğaçanın sıcaklığını avuçlarında hissetmiş. Paylaşmanın insana nasıl büyük bir mutluluk verdiğini anlamış. Hiç kimse uykusunun bölündüğü için üzgün değilmiş. Herkes bu güzel anın tadını çıkarıyormuş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Ay'ın Arkadaşı Düşünceli Yıldız

Birlik ve Beraberliğin Sıcak Kucağı

Son sokağa girdiklerinde gökyüzü yavaş yavaş aydınlanmaya başlamış. Yıldızlar yerini tatlı bir sabaha bırakıyormuş. İsmail evine yaklaştığını fark etmiş. Kapısının önünde annesi ve babası onu bekliyormuş. Hep birlikte sofraya oturmuşlar. Sofrada zeytinler, peynirler ve mis gibi kokan sıcak bir çay varmış.

İsmail, sahurun sadece yemek yemek olmadığını öğrenmiş. Sahur; aileyi bir araya getiren, gönülleri birleştiren bir köprüymüş. Davut Amca’nın davulu ise bu birliğin sesiymiş. İsmail niyetini etmiş ve o günün huzuruna kendini bırakmış. İlk defa sahur yapmanın ve oruç tutmanın heyecanını tüm kalbinde hissetmiş.

Gökten üç tane parlayan hurma düşmüş. Biri güzel maniler okuyan Davut Amca’nın cebine girmiş. Biri feneriyle yolu aydınlatan cesur İsmail’in avucuna konmuş. Sonuncusu ise bu masalı dinleyen ve kalbinde iyilik taşıyan tüm çocukların rüyasına süzülmüş. Mahalle artık yeni güne huzurla uyanmaya hazırmış.

Davut Amca’nın dediği gibi, sevgiyle dinlenen her ses, kalbe giden en güzel yoldur.

Gece gümüş ışıklarını çekerken, kalpler sevginin en güzel haliyle dolup taşar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu