Pofuduk Ayı ve Gümüş Çiçeğin Şarkısı

Fısıltı Ormanı’nda sabah, çeşitli ilk ışıklarının içerdiğin süzülüp halinde altın benekler bırakmasıyla başlardı. Bu orman, sıradan bir yer değildi; ağaçların dallarıyla selam verir, dere taşlara çarparak eski masallar anlatır ve rüzgar, her sabah taze bir umut fısıldardı. Pofuduk Ayı, o sabah kulübesinin girişindeki eski ahşap sandalyesine sahiptir, elinde bir fincan papatya çayıyla ormanın uyanışını izliyordu. Gözleri, bahçesinin tam ortasında duran küçük, yeşil bir filize olur. Bu, Fısıltı Ormanı’nın en nadide çiçeği olan Gümüş Çiçek’ti.

Gümüş Çiçek, sadece en doğru an geldiğinde gelirdi. Ne bir dakika önce, ne bir dakika sonra.

O sırada ormanın patikasından hızla bir toz bulutu yükseldi. Gelen, ormanın en hızlısı Tavşan Zıpzıp’tı. Zıpzıp o kadar acele ediyordu ki, kulakları rüzgarda bir Sağ bir sola savruluyor, nefes nefese kalıyor. Pofuduk Ayı’nın yanında var olduğunda durmadı bile, olduğu yerde zıplamaya devam etti.

“Pofuduk Ayı! Pofuduk Ayı!” diye bağırdı Zıpzıp. “Hala açılmadı mı? Günlerdir bekliyoruz! Neden bu kadar yavaş? Güneş tepede, kuşların şarkısı söylüyor ama bu çiçek hala bir yumru gibi duruyor. Hadi, biraz su verelim, belki hava eşelersek daha çabuk çıkar. Zaman geçiyor, mevsim başından itibaren ve biz bu güzelliğe göre medeniyetten kış gelecek!”

Pofuduk Ayı, fincanından sakin bir yudum aldı. Sesi, bir gölün kalınlığına kadar durgun ve aşındırıcı vericiydi. “Zıpzıp, dostum… Biraz. Bak, rüzgar bugün çam iğnelerinin alıp getirmiş. Onu koklamayı önerdin mi?”

“Kokuyla vakit kaybetmeyeyim!” dedi Zıpzıp sabırsızca. “Benim gitmem gereken yerler, hata yapması gereken sıçramalar var. Bu çiçeğin açacağını görmem lazım ama o sanki inadına bekliyor.”

Pofuduk Ayı yerde bulunur. Yumuşak adımlarla filizin yandan gitti ve diz çöktü. Eliyle hafifçe dokundu. “Biliyor musun Zıpzıp,” dedi, “Fısıltı Ormanı bize her zaman bir şey anlatır. Ama onu duymak için önce kendi içimizdeki gürültüyü susturmamız gerekir. Sen şu an o kadar hızlı zıplıyorsun ki, kalbinin atışı çiçeğinin büyüme sesini duymasını engelliyor.”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Ormanın Bilge Baykuşu

Zıpzıp duraksadı. Bir an için durdu ve Pofuduk Ayı’nın yanına çömeldi. “Çiçeklerin sesi mi olurmuş?” diye sordu hayretle.

“Her şeyin bir sesi vardır” dedi Pofuduk Ayı. “Gümüş Çiçek şu an köklerine ve derinliklerine salıyor. Eğer acele hemen verirsa, ilk sert rüzgarda devrim olur. O, fırtınalara dayanacak kadar güçlü olmak için bekliyor. Sabır, sadece beklemek Zıpzıp değildir; sabırla beklerken ne öğrenmektir. Biz şimdi onunla birlikte bek. Ama sıkılarak değil, ormanın tadını çıkararak.”

O gün boyunca Pofuduk Ayı ve Zıpzıp, çiçeğin başında kaldılar. Pofuduk Ayı ona bulutların nasıl şekil değiştirdiğini gösterdi. Bir bulut dev bir elmaya benziyordu, diğeri ise uykulu bir dosya. Zıpzıp ilk başta yerinde duramasa da, Pofuduk Ayı’nın yanındaki o huzurlu sessizlik yavaş yavaş ona da bulaştı. Ormanın içindeki o sembolik doğa öğesi, yani hafif bir sis, ağaçların arasından süzülerek bahçeye doldu. Sis, her şeyi yumuşak bir battaniye gibi örttü. Dünya sessizleşti.

Zıpzıp, sisin özgürlüğüte ilk kez kendi nefesini duydu. Aceleyle, bir sonraki ana gelişmeye devam eden aslında şu anı kaçırmak olduğunu fark etti. Bir barış içinde, o huzursuz kıpırtı yeri bir kabulleniş bıraktı. “Haklısın Pofuduk Ayı” diye fısıldadı. “Ben hep bir sonraki zıplamayı düşünürken, bastığım bitkilerin yumuşaklığını hissetmeyi unuttum.”

Güneş batmaya yüzlerinde, sislerin dağıldığı görüldü. Ve tam o anda, orman derin bir nefes aldı. Yapraklar hışırdadı, kuşlar sustu. Gümüş Çiçek, sanki görülebilen bir el tarafından dokunulmuş gibi gerindi. Yaprakları gümüş bir rengiyle, ay ışığına ihtiyaç duymadan kendi ışınıyla açılmaya başladı. Öyle bir koku yayılıyordu ki, Zıpzıp değişmiyordu hiç bu kadar tatlı bir şey koklamamıştı.

Çiçek tam anlamıyla açıldığında, Zıpzıp büyümüş gibi görünüyordu. “Eğer sabah onu zorlasaydık,” dedi Zıpzıp sesi titreyerek, “bu kadar güzel kokmayacaktı, değil mi?”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Pofuduk Ayı ve Fısıltı Ormanı’ndaki İlk Fısıltı

Pofuduk Ayı gülümseyerek elini Zıpzıp’ın omzuna koydu. “Zorlanan hiçbir şey kalpten gelmez, Zıpzıp. Doğa, acele etmez ama her şeyi zamanında tamamlar. Biz sadece ona katılmak isteriz.”

Gece çöktüğünde, Fısıltı Ormanı her zamankinden daha huzurluydu. Pofuduk Ayı kulübesine sığınmadan önce gökyüzündeki yıldızlara baktı. Zıpzıp ise eve doğru giderken artık koşmuyor, onun adımının tadını çıkararak yürüyordu. Orman, gece esintisiyle birlikte o kadim şarkısını çeşitlendirmeye devam etti.

Ve o gün sonra Fısıltı Ormanı şunu fısıldadı:
“Vaktinden önce açan çiçek güneşe küser, zamanı bekleyense tüm ormana bahar olur.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu