Renkli Düşler Şehri

Gri binaların arasında büyüyen küçük Duru, bir gün rüyasında “Renkli Düşler Şehri” adında bir yer keşfeder. Bu şehirde her düşünce bir renge, her gülüş bir ışıltıya dönüşür. Duru, orada öğrendiği sırrı gerçek dünyaya taşıyarak insanların kalbine renk katmayı başarır.

Bir zamanlar gökyüzünün bile soluk göründüğü bir şehir vardı. Binalar gri, yollar tozlu, insanlar hep aceleciydi. Kimse birbirine gülümsemez, herkes gölgesiyle yarışırdı. O şehirde Duru adında küçük bir kız yaşardı. Duru’nun en sevdiği şey resim yapmaktı. Ama ne zaman bir resim yapsa, rengi kısa süre sonra kaybolurdu. Boyaları canlı değil, sanki yorgundu.

Bir gece Duru uyuyamadı. Defterini aldı, kalemini eline koydu. “Keşke gerçek renkleri bulabilsem,” dedi iç çekerek. O sırada pencerenin kenarına bir ışık damladı. Bu ışık, kar tanesi gibi süzülüp defterinin üzerine kondu.
Bir anda odası döndü, duvarlar ışığa karıştı. Duru gözlerini açtığında kendini dev bir köprünün üzerinde buldu. Gökyüzü mor, yerler pembe, ağaçlar turuncu parlıyordu.
Bir tabela vardı:
“Renkli Düşler Şehrine Hoş Geldin.”

Şehrin sokaklarında insanlar yürüyordu ama farkı vardı: Her birinin adımlarından renkler yayılıyordu! Bir kadın güldüğünde etrafa altın ışıltılar saçılıyor, bir çocuk düşününce havada yeşil kabarcıklar beliriyordu.
Duru büyülenmişti. “Bu renkler nereden geliyor?” diye sordu.
Bir ses yanıtladı: “Kalplerden.”
Dönüp baktı, karşısında bir adam duruyordu; başında fırça şeklinde bir şapka, elinde parlayan bir palet vardı.
“Ben Palet Ustasıyım,” dedi. “Burada her düşünce bir renktir. Ne düşünürsen, dünya ona bürünür.”

Duru şaşkındı. “Bizim dünyamız neden gri peki?”
Usta iç çekti. “Çünkü insanlar artık içlerinden gelen renkleri unuttu. Korkularını, öfkelerini sakladılar. Renklerini susturdular.”

Duru, ellerini boyalara uzattı. “Ben unutmam. Öğret bana renkleri.”
Usta gülümsedi. “Renkleri öğrenmek için görmen gerekmez, hissetmen yeter. Haydi!”

Duru günlerce şehirde dolaştı. Mavi gölü gördü — sakinliğin rengiymiş. Sarı pazarda yürüdü — mutluluğun kokusu varmış. Mor kuleye çıktı — hayal gücü orada yaşarmış.
Her rengi tanıdıkça kalbi ısınıyordu. En sonunda Palet Ustası ona küçük bir kavanoz verdi. İçinde sanki gökkuşağı akıyordu.
“Bu, kalbinden akan renklerin özü. Uyandığında onu hatırla.”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gizemli Ormanın Sırrı Masalı

Bir rüzgâr esti, etraf aydınlandı. Duru gözlerini açtığında yeniden odasındaydı. Ama defteri artık griden ibaret değildi — sayfalar capcanlıydı!
Ertesi sabah dışarı çıktığında, yere küçük bir kalp çizdi. O kalp parladı. İnsanlar şaşkınlıkla bakarken Duru gülümsedi:
“Her şey gri görünüyorsa, bir renk sen ol.”

O günden sonra şehirde çocuklar sokağa tebeşirlerle renkler çizmeye başladı. Büyükler gülümsemeyi hatırladı. Duru’nun bıraktığı her iz, birinin kalbinde bir ışık yaktı.
Ve rüzgâr ne zaman geçse, gökyüzünde bir cümle belirirdi:

“Renkler, kalbini dinleyenlerin dilidir.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu