Rüzgârın Postacısı

Bir sabah rüzgâr, dağların ardında gizli kalmış mektupları bulur. Onları sahiplerine ulaştırmak ister ama harfler yıpranmış, kelimeler dağılmıştır. Küçük bir çocuk, rüzgâra yardım ederek unuttuğumuz duyguları — özlem, sevgi ve affetmeyi — yeniden hatırlatır.

Sabahın erken saatlerinde dağların arasından bir fısıltı geçti.
O, sıradan bir rüzgâr değildi.
Onun adı Liso’ydu — “Rüzgârın Postacısı”.
Her sabah, dağların ardında sıkışıp kalmış mektupları toplar, onları sahiplerine ulaştırırdı.

Bir gün Liso, eski bir ağacın kovuğunda tozlanmış bir tomar mektup buldu.
Kâğıtlar sararmış, mürekkep silinmişti.
Ama her birinde hâlâ bir his vardı: özlem.

Liso mektupları eline aldı, kanat gibi savurdu.
“Bunları sahiplerine götürmeliyim,” dedi.
Ama sorun şuydu: adresler yoktu.

Tam o sırada, köyün kenarında oturan küçük bir çocuk onu fark etti.
“Sen… konuşan bir rüzgâr mısın?” dedi şaşkınlıkla.
Liso gülümsedi. “Ben bir postacıyım. Mektuplarım kayboldu.”
Çocuk, “Ben sana yardım ederim!” dedi sevinçle. “Benim adım Ada.”

Birlikte yola çıktılar.
İlk mektubu açtılar.

“Sevgili oğlum, keşke sana daha sık ‘aferin’ diyebilseydim.”

Ada’nın gözleri doldu. “Bu babama benziyor…” dedi.
Liso fısıldadı: “Belki de bu mektup tüm babalar için.”
Rüzgâr esti, mektup bir evin penceresinden içeri süzüldü.
O anda içeriden bir çocuk sesi duyuldu:
“Baba, beni dinler misin?”

İkinci mektubu açtılar.

“Canım dostum, yıllardır konuşmadık ama kalbim hâlâ seninle.”
Bu kez mektup, köyün yaşlı bir kadının bahçesine uçtu.
Kadın gözlüğünü taktı, mektubu okudu.
Yavaşça gülümsedi ve komşusuna seslendi:
“Gel, bir kahve içelim. Yıllar yeterince sessizdi.”

Üçüncü mektup ise en özeliydi.

“Kendime… Her şeye rağmen iyi ki denedin.”
Ada bu satırları okurken boğazı düğümlendi.
Liso sessizce fısıldadı: “Bu mektup senin olabilir.”
Ada şaşırdı. “Ben mi?”
“Evet,” dedi rüzgâr. “Bazen en çok kendimize mektup yazmamız gerekir.”

Güneş batarken tüm mektuplar dağıtılmıştı.
Liso derin bir nefes aldı.
“Artık görevim tamam,” dedi.
Ada gülümsedi. “Peki ya benim mektubum?”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gizemli Kitaplık ve Sihirli Kitap

Rüzgâr gülümsedi.
“Sen zaten yazdın onu, Ada. Her yardım ettiğinde, her gülümsediğinde yazıyorsun.”
Bir anda Liso’nun bedeni saydamlaştı, rüzgârla karıştı.
Ada yalnız kaldı ama etrafında bir sıcaklık hissetti.

Ertesi sabah köylüler uyandığında, pencerelerinin önünde birer küçük kâğıt buldular.
Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:

“Rüzgâr, sevgiyle yazılmış hiçbir mektubu kaybetmez.”

Ada her sabah o notlardan birini toplar, defterine yapıştırırdı.
Ve büyüdüğünde, dünyanın en güzel postacısı oldu — kalpleri birbirine ulaştıran bir yazar olarak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu