Yıldız Terzisi ve Kuyruklu Yıldızın Son Yolculuğu
Geceleri yıldızları toplayıp onlardan giysiler diken bir terzi olan Stella, bir gece gökyüzünden düşen yaşlı bir kuyruklu yıldızla karşılaştı. Kuyruklu yıldız, son yolculuğuna çıkmadan önce kaybettiği ışığını arıyordu. Stella, ona yardım etmek için gökyüzünün unutulmuş köşelerine doğru bir maceraya atılacaktı.

Stella’nın atölyesi bulutların üzerinde, rüzgarın en hafif dokunuşuyla sallanan bir yerdi. Burada, Samanyolu’ndan topladığı ipliklerle yıldızları birbirine diker, onlara yeni şekiller verirdi. Bir gece, atölyesinin camına hafifçe vuran bir ses duydu. Dışarıda, ışığı sönmek üzere olan yaşlı bir kuyruklu yıldız vardı. Adı Orion’du ve binlerce yıldır gökyüzünde seyahat ediyordu.
“Genç terzi,” dedi zayıf bir sesle, “ışığımı kaybettim. Son yolculuğuma çıkmadan önce onu bulmalıyım, yoksa sonsuza kadar kaybolacağım.”
Stella, ona yardım etmeye karar verdi. Orion’u alıp gökyüzünün en karanlık köşelerine doğru yola çıktılar. İlk olarak, “Kayıp Işıklar Nebulası”na uğradılar. Burası, yıllar içinde parlaklığını yitirmiş yıldızların toplandığı bir yerdi. Ama Orion’un ışığı burada değildi.
Sonra, “Uyuyan Güneşler Geçidi”ne gittiler. Burada, milyonlarca yıldır uyuyan kadim güneşler vardı. Stella, onlardan birinin Orion’un ışığını emmiş olabileceğini düşündü. Ama güneşler o kadar derin uykudaydı ki, onları uyandırmak imkansızdı.
En sonunda, “Zamanın Tozlu Rafları”na ulaştılar. Burası, evrenin unutulmuş anılarının saklandığı bir yerdi. Stella, burada Orion’un gençlik anılarını içeren küçük bir kutuyu buldu. Kutuyu açtığında, içinden Orion’un kayıp ışığı fırlayıp onu sardı. Işık, aslında onun en mutlu anısıymış; dünyadaki bir çocuğa ilk defa göründüğü geceyi hatırlıyormuş.
Orion, ışığını geri kazanınca gençleşti ve parladı. Stella’ya teşekkür ederek son yolculuğuna çıktı. Stella ise o gece, yıldızlardan yaptığı en güzel giysiyi dikti: Orion’un anısını taşıyan parlak bir pelerin. Artık biliyordu ki, kaybolan hiçbir şey yok olmaz, sadece hatıralar arasında saklanır.



