Zamanın Kaplumbağası
Ormanın derinliklerinde yaşayan yaşlı bir kaplumbağa vardı. Herkes onu “yavaş” diye tanırdı ama o, zamanı kalbinde taşırdı. Bir gün tüm hayvanlar hızla koşarken, o sadece yürüyerek günü kurtardı. Çünkü bazen yavaş olmak, en doğru zamandır.

Sabahın ilk ışıkları ormana süzülürken, kuşlar cıvıldıyor, tavşanlar zıplıyordu. Herkes telaşlıydı. Bugün ormanda “Hız Yarışı Günü”ydü. Her yıl olduğu gibi bütün hayvanlar yarışa katılıyor, kim daha hızlıysa o kahraman ilan ediliyordu.
Yaşlı Kaplumbağa, göl kenarında sessizce yaprak kemiriyordu. Genç tilki yanına geldi:
“Sen de katılsana yarışa! Belki bu yıl biraz daha hızlı yürürsün.”
Kaplumbağa gülümsedi. “Benim hızım değil, yönüm önemli.”
Yarış başladığında rüzgâr bile yarışmacılarla koştu. Toz bulutları arasında tavşan, sincap ve tilki öne geçti. Fakat ormanın derinlerinden ansızın bir ses yükseldi:
“Yangın! Ağaçlar yanıyor!”
Rüzgâr, kuru yaprakları savurmuş, ormanın bir kısmı alev almıştı. Herkes panik içinde koşarken, yaşlı Kaplumbağa yavaşça yangın yerine ilerlemeye başladı.
Tavşan bağırdı: “Kaçsana! Çok yavaşsın!”
Kaplumbağa başını kaldırdı. “Kaçmak yerine söndürmeyi deneyeceğim.”
Adım adım ilerledi, göl kenarına ulaştı. Kabuk kabuk su taşıdı, küçük gölcükler oluşturdu.
Sincaplar ve kuşlar onu görünce yardım etmeye başladı. Hep birlikte çalışarak ateşi durdurdular.
Güneş yeniden doğduğunda orman kurtulmuştu.
Tilki sessizce yanına geldi. “Sen yarışa katılmadın ama ormanı sen kazandın.”
Kaplumbağa gülümsedi: “Benim yarışım zamana karşıydı. Yavaş ama doğru zamanda olmak yeter.”
O günden sonra ormandaki her yarıştan önce şu cümle söylendi:
“En hızlı değil, en faydalı olan kazansın.”
Bu masaldan öğrendiğimiz ders:
Sabır ve sakinlik bazen en büyük cesarettir. Hızlı olmak değil, doğru anda doğru şeyi yapmak önemlidir.



