Neşeli Tavşan Pofuduk ve Kahkaha Tarlası

Gümüş Dere Kıyısında Bir Sabah
Güneş, dağların arkasından yavaşça yükseldi. Altın sarısı ışıklarıyla ağaçların yapraklarını parlattı. Ormanın derinliklerinde, yumuşak tüyleri olan Pofuduk adında bir tavşan yaşardı. Pofuduk, her sabah erkenden uyanır ve burnunu havaya dikip güzel kokuları içine çekerdi. En sevdiği koku, tepenin hemen arkasındaki taze havuçların kokusuydu. O tarlanın sahibi Çiftçi Amca, sebzelerine gözü gibi bakardı.
Pofuduk, tarlanın kenarındaki çitlere kadar zıpladı. Orada durup bir süre etrafı gözledi. Toprak nemli ve simsiyahtı. Havuçların yeşil yaprakları hafif bir rüzgârla sağa sola sallanıyordu. Pofuduk, bu manzara karşısında heyecanla kulaklarını dikti. Karnı acıkmıştı ama sadece yemek yemek istemiyordu. O, aynı zamanda eğlenmeyi de çok seviyordu.
Çiftçi Amca bahçesinde çalışırken Pofuduk onu izledi. Yaşlı adamın yüzü biraz asıktı. Sürekli çalışıyor, hiç gülümsemiyordu. Pofuduk kendi kendine bir plan yaptı. Çiftçinin yüzüne bir gülücük kondurmak harika olurdu. Hem böylece belki o lezzetli havuçlardan bir tane tadabilirdi. Yavaş adımlarla, kimseye görünmeden sebze yataklarının arasına doğru süzüldü.
Tarladaki Gizemli Misafir
Çiftçi Amca tarlasına bazı küçük engeller koymuştu. Havuçları korumak için toprağa yumuşak yapışkanlar sürmüştü. Pofuduk bunu fark edince duraksadı. Patilerinin kirlenmesini hiç istemiyordu. Hemen yanındaki eski bir botu gördü. Arka ayaklarını botun içine soktu ve elleri üzerinde yürümeye başladı. Bu hali o kadar komikti ki, bulutlar bile onu izlemek için durmuş gibiydi.
O sırada çiftçi arkasını döndü. Yerden yükselen komik bir karaltı gördü. Botların içinde bir tavşanın elleri üzerinde yürüdüğünü görünce gözlerine inanamadı. Şaşkınlıktan elindeki kovayı yere düşürdü. Pofuduk ise hiç istifini bozmadan ilerlemeye devam etti. Çiftçi Amca önce kaşlarını çattı, sonra hafifçe gülümsedi. Galiba bu küçük tavşan benden daha akıllı diye düşündü kendi kendine.
Pofuduk, tarlanın ortasındaki en büyük havucun yanına geldi. Havucu topraktan çıkarmak yerine onunla konuşmaya başladı. Ona şarkılar mırıldandı ve yapraklarını okşadı. Çiftçi Amca bu durumu uzaktan izliyordu. Normalde tavşanları tarlasından kovalardı. Ama bu sefer içinden hiç öyle bir şey gelmedi. Bu küçük ziyaretçinin enerjisi tarlaya sanki can vermişti.
Doğanın Sesini Dinlemek
Öğleden sonra ormandaki diğer hayvanlar da tarlaya yaklaştı. Büyük bir ayı, çalılıkların arasından başını uzattı. Tilki ise çitlerin arkasından merakla bakıyordu. Hepsi Pofuduk’un ne yapacağını merak ediyordu. Pofuduk birden durdu ve patisini ağzına götürdü. Herkese sus işareti yaptı. Gözlerini kapattı ve esen rüzgârın sesine odaklandı. Doğayı sadece kulaklarıyla değil, tüm kalbiyle dinlemeye başladı.
Rüzgâr, meşe ağaçlarının yaprakları arasında ıslık çalıyordu. Dere uzaklardan şırıl şırıl akıyordu. Pofuduk, doğanın bu güzel müziğini dinlemenin insana huzur verdiğini biliyordu. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı ve sanki Pofuduk’u onayladı. Çiftçi Amca da onun gibi durdu. Yıllardır bu tarlada çalışıyordu ama rüzgârın bu kadar güzel şarkı söylediğini hiç fark etmemişti.
Çiftçi Amca yavaşça Pofuduk’un yanına yaklaştı. Elinde plastik bir havuç oyuncağı vardı. Onu yere bıraktı ve Pofuduk’un ne yapacağını izledi. Pofuduk oyuncağı burnuyla dürttü. Sonra kafasını iki yana sallayarak komik bir yüz ifadesi yaptı. Gerçek havucu burnuyla işaret ederek çiftçiye göz kırptı. Çiftçi Amca bu hareket karşısında dayanamadı ve yüksek sesle bir kahkaha attı.
Kahkahalarla Büyüyen Dostluk
Akşamüzeri olurken Pofuduk ve Çiftçi Amca yan yana oturdular. Çiftçi, tarlasındaki en taze havuçlardan bir sepet hazırladı. Pofuduk’a dönerek bir anlaşma yapmayı teklif etti. Eğer Pofuduk her gün gelip burada böyle oyunlar oynarsa, ona her zaman havuç verecekti. Pofuduk sevinçle havaya zıpladı ve kulaklarını pervane gibi döndürmeye başladı. Artık ikisi de çok mutluydu.
Tarladaki sebzeler, bu neşeli ortamda sanki daha hızlı büyümeye başladı. Diğer hayvanlar da artık tarladan korkmuyordu. Tilki şakalar yapıyor, ayı ise çiçekleri sulamaya yardım ediyordu. Çiftçi Amca artık hiç asık suratlı değildi. Kasabadaki insanlar bile bu neşeli tarlayı görmeye geliyordu. Pofuduk, birine yardım etmenin ve beraber gülmenin ne kadar değerli olduğunu anlamıştı.
Günün sonunda Pofuduk, sepetini alıp yuvasına doğru yola koyuldu. Ormanın girişinde durup arkasına baktı. Çiftçi Amca ona el sallıyordu. Pofuduk, kalbindeki o sıcak hisle gülümsedi. Bazen birine verilebilecek en güzel hediye, sadece bir kahkahadır. Yıldızlar gökyüzünde parlamaya başlarken, tüm orman huzur içinde uykuya daldı.
Gökten düşen gümüş ışıklar, tüm uykuları tatlı bir masalla sarsın.



