Gökyüzü Adası Masalı

''Gökyüzü Adası Masalı'' Zeytin ve Ada, Gökyüzü Adası’nı keşfeder ve burada paylaşmanın mucizesini yaşarlar. En yüksek tepeye tırmanırken birbirlerine yardım eder ve adanın sihrinin kaynağının dostluk olduğunu öğrenirler. Gökyüzü Perileri tarafından ödüllendirilir ve adanın sırlarını diğer sakinlerle paylaşırlar. Sonunda, tüm ada bir aile gibi birleşir ve gerçek hazinenin dostluk ve paylaşmak olduğunu anlarlar.

sesli dinlemek icin tiklayin

Gökyüzü Adası Masalı

Bir zamanlar, gökyüzünde yüzen büyülü bir ada vardı. Bu ada o kadar yüksekteydi ki, sadece en cesur kuşlar bile oraya uçabilirdi. Adanın adı Gökyüzü Adası’ydı ve burada konuşan hayvanlar, renkli bitkiler ve parlak kristaller yaşardı.

Ada, iki en iyi arkadaş olan Zeytin ve Ada tarafından keşfedildi. Zeytin, zeki ve maceracı bir kızdı. Ada ise, neşeli ve yardımsever bir erkekti. İkisi de ada hakkında efsaneler duymuştu ve onu bulmak için yola çıktılar.

Uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra, sonunda Gökyüzü Adası’na ulaştılar. Ada’nın her köşesi, onları şaşırtacak yeni sırlarla doluydu. İlk günlerini keşfederek ve adanın güzelliklerini hayranlıkla izleyerek geçirdiler.

Bir gün, Zeytin ve Ada, adanın ortasında parlayan dev bir meyve ağacı buldular. Ağacın meyveleri o kadar lezzetli görünüyordu ki, ikisi de hemen tatmak istedi. Ancak, ağacın yanında bir tabela vardı: “Bu meyveleri paylaşmayı unutmayın, çünkü paylaşmak dostluğun anahtarıdır.”

Zeytin ve Ada, meyvelerden birer tane aldılar ve tadına baktılar. Gerçekten de, bu meyveler dünyadaki hiçbir meyveyle kıyaslanamayacak kadar lezzetliydi. Ama sonra, bir sorunla karşılaştılar. Meyvelerden sadece bir tane kalmıştı ve ikisi de son meyveyi istiyordu.

Bu durumda ne yapacaklarını bilemeden, bir süre düşündüler. Sonra, Zeytin bir öneride bulundu: “Bu son meyveyi yarı yarıya bölelim ve her ikimiz de tadına bakalım. Böylece, ada bize öğrettiği gibi paylaşmış oluruz.”

Ada bu fikri çok beğendi ve hemen kabul etti. Son meyveyi paylaştıklarında, bir mucize gerçekleşti. Meyve, ikiye bölündüğünde, her iki parça da yeniden bütün bir meyve haline geldi. Böylece, her ikisi de birer bütün meyve yiyebildi.

Bu olaydan sonra, Zeytin ve Ada, paylaşmanın sadece meyveleri çoğaltmadığını, aynı zamanda dostluklarını da güçlendirdiğini anladılar. Gökyüzü Adası’nın sırrı çözülmüştü: Paylaşmak, sadece malzemeleri değil, sevgiyi ve mutluluğu da çoğaltıyordu.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Fındık ve Cıvıl'ın Orman Maceraları

Ve böylece, Zeytin ve Ada, adada birçok macera yaşadılar. Her gün yeni bir şeyler öğreniyor ve her gün biraz daha fazla paylaşıyorlardı. Gökyüzü Adası’nda geçirdikleri zaman boyunca, arkadaşlıkları ve paylaşma ruhları, adanın sihirli atmosferinde sonsuza kadar yaşadı.

Zeytin ve Ada’nın Gökyüzü Adası’ndaki maceraları devam ediyordu. Paylaşmanın mucizesini keşfettikten sonra, ada üzerindeki diğer sırları da çözmeye karar verdiler. Bir gün, adanın en yüksek tepesine tırmanmaya karar verdiler. Bu tepeye ulaşmak için birbirlerine destek olmaları gerekiyordu çünkü yol boyunca birçok engel vardı.

Yolculukları sırasında, birbirlerine güvenlerinin ve dostluklarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladılar. Zeytin, kayalıklarda tırmanırken düşmek üzereyken, Ada onu son anda yakaladı. Ada ise, yorulduğunda Zeytin’in verdiği cesaretlendirici sözlerle tekrar ayağa kalktı.

Tepenin zirvesine vardıklarında, gözlerine inanamadılar. Bir yandan adanın muhteşem manzarası, diğer yandan gökyüzünde dans eden renkli ışıklar vardı. Bu ışıklar, adanın koruyucuları olan Gökyüzü Perileri tarafından yaratılıyordu. Periler, Zeytin ve Ada’nın paylaşma ve dostluk ruhunu fark etmişler ve onları ödüllendirmek istemişlerdi.

Periler, Zeytin ve Ada’ya adanın en büyük sırrını açıkladılar: Gökyüzü Adası’nın sihrinin kaynağı, adada yaşayanların birbirleriyle olan bağlarıydı. Her ne kadar ada büyülü olsa da, asıl sihir insanların kalplerindeydi.

Zeytin ve Ada, bu bilgiyle adaya geri döndüler ve adanın diğer sakinleriyle bu sırrı paylaştılar. Herkes, birbirleriyle daha fazla zaman geçirmeye ve birbirlerine yardım etmeye başladı. Adada yaşayan herkes, paylaşmanın ve dostluğun değerini anlamıştı.

Günler geçtikçe, Gökyüzü Adası daha da parlak ve canlı hale geldi. Zeytin ve Ada, adanın sırlarını keşfetmekle kalmadı, aynı zamanda tüm adanın bir aile gibi bir araya gelmesini sağladı. Ve onlar, adanın en değerli hazinesinin, altın ya da mücevher olmadığını, dostluk ve paylaşmanın olduğunu öğrendiler.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Yıldız Tozu Köyünün Sihirli Dansı

Evet çocuklar bu masalımızda burada bitti. Sizde Arkadaşlık ve Paylaşma Hikayeleri kategorisinde masal yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uyuyacak. Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.

masal gönder

Masal Abi

Masal Abi olarak tüm okurlarımıza her zaman dürüst ve saygılı bir nesil yetiştirmek için ; aile yapısına uygun masallar ve hikayeler yazarak okutuyoruz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu