Bölüm 14: Pırpır’ın Katılışı

Beklenmedik Misafir
Ertesi sabah, Ulu Çınar’ın altında garip bir hışırtı sesi geldi. Pofuduk Ayı uyandığında, kovuğun girişinde
küçük, turuncu bir sincap duruyordu. Kuyruğu sürekli hareket halindeydi; sağa sola savruluyordu.
“Merhaba!” dedi sincap, sesi hızlı ve heyecanlı. “Ben Pırpır-Kuyruk! Sizi izliyordum! Çok heyecan verici
şeyler yapıyorsunuz!”
Gezgin-Gaga Turna, uykulu gözlerle sincaba baktı. “Ne kadar süredir izliyorsun?” diye sordu. Pırpır
Kuyruk, kuyruğunu daha da hızlı sallayarak cevapladı: “Kristal Orman’dan beri! Bilge-Kabuk amca ben
im uzaktan akrabam. Ondan sonra peşinizden geldim ama kendimi tanıtmaya cesaret edemedim!”
Utangaç-Diken Kirpi gülümsedi. Başkasının da utangaç olduğunu görmek onu rahatlattı. “Hoş geldin,
Pırpır,” dedi Kirpi. “Ben de eskiden böyle çekingendim.” Pırpır’ın gözleri parladı; nihayet kabul
edilmişti.

Yeni Arkadaş
Pofuduk Ayı, Pırpır’ı inceledi. Küçük sincabın gözlerinde samimiyet vardı. “Neden bize katılmak istiyor
sun?” diye sordu Pofuduk Ayı. Pırpır duraksadı, kuyruğu ilk kez yavaşladı. “Çünkü,” dedi sincap, sesi
ciddileşerek, “orman tehlikede olduğunu hissediyorum. Ve ben de bir şeyler yapmak istiyorum.”
“Tehlike mi?” Gezgin-Gaga Turna merakla sordu. Pırpır başını salladı: “Kuzeydeki ağaçlar fısıldaşıyor.
Karanlık Vadi’den kötü haberler geliyor. Gölgeler yayılıyormuş.” Pofuduk Ayı, Hafıza Odası’ndaki uyarıyı
hatırladı. Karanlık geri dönecekti; belki de düşündüklerinden daha erken.
“Tamam Pırpır,” dedi Pofuduk Ayı, “bize katılabilirsin. Ama bu yolculuk tehlikeli olabilir. Hazır mısın?”
Pırpır’ın kuyruğu hızla sallandı: “Hazırım! Hem ben çok hızlıyım, yükseklere tırmanabilirim ve ormanın
her köşesini bilirim!”
Pırpır’ın Bilgisi
Pırpır, sandıklarından çok daha faydalı çıktı. Ormanın kuzeyindeki gizli yolları biliyordu; kimsenin
girmediği ağaç kovuklarını, saklı su kaynaklarını. “İkinci nota,” dedi Pırpır heyecanla, “büyükannean
nem ondan bahsederdi. Yankı Vadisi’nde, bir şelale var. Şelalenin arkasında gizli bir mağara varmış!”
Gezgin-Gaga Turna, haritasını açtı. “Yankı Vadisi burada,” dedi, bir noktayı işaret ederek. “Yaklaşık
yarım gün yürüme mesafesinde.” Utangaç-Diken Kirpi, meyvelerini kontrol etti: “Yeterli ışığımız var.
Hemen gidebiliriz.”
Pofuduk Ayı, yeni arkadaşlarına baktı. Artık dört kişiydiler ve birlikte çok daha güçlüydüler. “O zaman
yola çıkalım,” dedi. “İkinci notayı bulmamız gerekiyor.”
Yankı Vadisi Yolunda
Dört arkadaş, kuzeye doğru yola koyuldular. Pırpır-Kuyruk, ağaçtan ağaca zıplayarak en önde ilerliy
ordu. Zaman zaman durup arkasına bakıyor, yolun güvenli olduğundan emin oluyordu. “Buradan
sağa!” diye bağırıyordu. “Soldaki yol bataklığa çıkar!”
Yol boyunca, Pırpır hikâyeler anlattı. Ailesinin nesiller boyunca ormanın habercisi olduğunu, rüzgârın
fısıltılarını dinleyip diğer hayvanlara haber verdiğini. “Bu yüzden kulaklar bu kadar büyük,” dedi Pırpır,
kulaklarını oynатarak. “Her şeyi duyarız.”
Öğleden sonra, uzaktan bir şelale sesi duydular. Pırpır’ın gözleri parladı: “Şelale! Oraya yakınız!”
Ağaçlar seyrekleşti ve önlerinde muhteşem bir manzara belirdi: Kayalardan dökülen bembeyaz su,
gökkuşağı renkleriyle parlıyordu. Yankı Vadisi’ne varmışlardı.
Yıldızlar parladı. Orman nefes aldı. Pofuduk Ayı gülümsedi

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Tembel Tavuk Masalı

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu